(2004 S. K. m. 67) (1163 S. K. m. 98) (6762 S. K. m. 321)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.07.2004 tarih ve 2001/793-2004/433 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin yöneticisi olduğu 1997-1998-1999 yıllarına ait huzur haklarının ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının huzur haklarının o dönem için ödemesi gereken aidatlarından mahsup edildiğini, davacının huzur hakkı alacağı olsa bile bundan Ocak 2000'den sonra ödenmeyen aidat borçlarının takas-mahsubunun gerektiğini, kooperatif temerrüde düşürülmediğinden faiz isteminin yersiz olduğunu savunarak davanın reddine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davacının kooperatife üye olduğu tarihten istifa ettiği tarihe kadar ödediği 1.570.000.000 TL aidatın kesintisiz olarak kendisine ödendiği, bu tutar içinde taraflar arasında ihtilaflı olan ve davalının mahsup savunmasına konu ödemelerin bulunmadığının kuşkusuz olduğu, bilirkişi raporunda davalının savunmalarını da aşar şekilde huzur hakkının kasadan çıkış yapılarak ödendiği sonucuna ulaşılmasına itibar edilmediği, kasadan yapıldığı belirtilen çıkışların davacıyı ilzam edecek nitelikte makbuz ile delillendirilmediği sürece huzur hakkının ödendiğinin kabul edilemeyeceği, kooperatif kayıtlarında mahsup işlemine ilişkin bir muhasebe kaydına da rastlanmadığından davalının, davacının huzur hakkı alacağının o dönemdeki aidatlarına mahsup edildiği yolundaki savunmasının dayanaksız kaldığı, bu itibarla davacının yönetici olduğu 16.3.1997-31.12.1999 tarihleri arasındaki dönem için hak ettiği 1.260.000.000 TL huzur hakkı alacağının kendisine ödenmesi gerektiği, davalının takipten önce temerrüde düşürülmediği, davalı tarafından icra takibine konu edilen Ocak 2000 tarihinden sonra ödenmeyen aidatlara ilişkin alacağının istifası nedeniyle davacıya yaptığı ödemeler iade edilmekle konusuz kaldığı, bu nedenle davalı alacağının takas-mahsubunun da mümkün olmadığı, icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı taleplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine vaki itirazının kısmen iptaliyle,1.260.000.000 TL'nin takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili zımnında takibin devamına, davacının fazlaya ilişkin ve tarafların tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Dava, yönetim kurulu üyesi ve sayman olan davacının 1997-1998-1999 yılları huzur hakkı bedelinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı 16.3.1997-5.3.2000 tarihleri arasında kooperatif yönetim kurulunda 2. başkanlık ve 16.3.1997-30.1.1998 tarihleri arasında da aynı zamanda saymanlık yapmıştır. Bilirkişi rapor ve ek raporlarına göre davacının görevde olduğu dönemdeki kooperatif kayıtlarına göre davacıya huzur haklarının kooperatif kasasından ödendiği görülmektedir. Kooperatifler Kanunu'nun 98.maddesi yollamasıyla TTK'nun 321. maddesi hükmü gereğince, bu dönemde kooperatif defterlerinin tutulmasından münhasıran başka bir üyenin sorumlu olduğu, yani sorumluluğun tahdit edildiği iddia ve ispat da edilmediğine göre, kayıtların tutulmasından davacı da sorumlu olduğundan ve davalının da tutulmasından sorumlu olduğu kooperatif kayıtları kasadan çıkıp gösterdiğinden bilirkişi raporlarında da vurgulandığı üzere paranın ödendiğine dair belge ibraz edilememesi tek başına paranın ödenmediğini ispata yeterli değildir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı kooperatif yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı kooperatif yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy