(818 S. K. m. 104) (6762 S. K. m. 119) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları m. B.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.12.2003 tarih ve 2003/192-2003/1843 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı bankadan kredi ile satın alınan müvekkiline ait kamyonun, acenta banka aracığıyla diğer davalı sigorta şirketine sigortalandığını, prim bedelinin davalı banka aracılığıyla ödenmesine karşın trafik kazası sonucu hasarlanan kamyondaki zararın davalılarca karşılanmadığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili, riziko tarihi itibariyle poliçede belirtilen peşinatın ödenmemesi nedeniyle sigorta teminatının başlamadığını, hasarın geç bildirilerek poliçenin hasarsızlık kaydı ile tahakkuka alınmasının sağlandığını, doğru beyanda bulunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, %40 tazminat talep etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkili bankanın diğer davalının acentesi olduğunu bu nedenle husumet yöneltilemeyeceğini, davacının sigorta primlerini zamanında yatırmadığını, süresi içinde hasar ihbarında bulunmadığını, hasarın teminat dışı olduğunu, faiz talebinin fahiş olduğunu, gelir kaybının teminat kapsamında bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporun göre sigortacının acentesi tarafından sigorta primleri alınmak ve poliçe düzenlemek suretiyle olaydan önce yapılan sigorta sözleşmesinin geçerli olduğu, davalı bankanın tahsil ettiği primleri kaza tarihinden sonra sigortacıya havale etmesi nedeniyle sorumlu olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle 4.487.777.778 TL. üzerinden itirazın iptali ile asıl alacağa reeskont faizi uygulanmasına, icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı sigorta vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıda (2) ve (3) no'lu bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan sigorta tazminat bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, gerçek zarar miktarının belirlenmesi yönünden hiçbir inceleme yapılmaksızın, ekspertiz raporundaki zarar miktarını esas alan bilirkişi raporu ile yetinilmesi yanlış olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı sigorta şirketi yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. Sigorta tazminatının belirlenmesinde KTKS Genel Şartlar B.3.3.1 gereğince rizikonun gerçekleşmesi anındaki gerçek tazmin değeri esas alınır. O halde mahkemece bilirkişilerden ya da konunun uzmanı bir bilirkişi ya da bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınarak, gerçek zarar miktarı saptanıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı miktar üzerinden hüküm tesisi doğru olmamıştır.
3- Kabule göre de, B.K.104/son maddesine aykırı olarak faize faiz yürütülecek şekilde hüküm kurulması da doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4- Diğer davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; Türk Ticaret Kanunu'nun 119/2. maddesi uyarınca acenteye karşı ancak müvekkiline izafeten dava açılabileceği, kaldı ki asil davada taraf olduğuna göre temsilciye husumet yöneltilemeyeceği gözetilerek, acente durumunda olan davalı banka hakkında açılan davanın pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle de davalı banka yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı sigorta vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2 ve 3 no'lu bentlerde yazılı nedenlerle sigorta şirketi, 4 no'lu bentte yazılı nedenle ise davalı banka yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 07.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy