(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Polatlı Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.06.2004 tarih ve 2003/517 - 2004/425 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatife olan 1.200.000.000. TL borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ilere sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, genel kurulun verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulundan satın aldığı daire için aidat ve çevre düzenlemesi giderlerine katılmayacağının söylendiğini, kooperatif üyesi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve dosya kapsamına göre çevre düzenlemesi için yapılan giderlere ilişkin ne gibi işlemler yapıldığı, borcun dayanağı, ödeme yeri ve zamanının belirtilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, genel kurul kararı ile kararlaştırılan çevre düzeni, asansör, çatı izolasyonu nedeniyle istenilen bedele ilişkin başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı, davacı kooperatife hiç üye olmadığını, kooperatif Yönetim Kurulundan satın aldığı daire nedeniyle aralarında imzalanan sözleşme gereği aidat ve çevre düzenlemesi giderlerine katılmayacağını savunmuş, davacı kooperatif tarafından davalının kooperatif üyesi olduğuna ilişkin belge ibraz edilmemiştir. Davalının kooperatif ortağı olup olmadığı uyuşmazlık konusu olduğu takdirde her şeyden önce bu hususun çözüme bağlanması gereklidir. O halde, mahkemece, davalının genel kurul kararında adı geçen daire sahipleri arasında bulunup bulunmadığı, davacı kooperatife devir ya da başka bir yolla üye olup olmadığı taraf delilleri toplanmak, kooperatif kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak ve gerektiğinde uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle açıklığa kavuşturularak, kooperatife ortak olduğunun anlaşılması halinde genel kurulca belirlenen miktardan sorumlu tutulması gerektiği düşünülerek, sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy