(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.04.2004 tarih ve 2002/794-2004/259 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin yüklenicisi olduğu inşaatların, henüz bitmediği ve iş sahibi kooperatife teslim edilmediği bir aşamada davalıların müvekkilinin bilgisi dışında, projeye dayalı olamayan ve taşıyıcı bloklara zarar verebilecek nitelikte tadilatlarda bulunarak haksız müdahalede bulunduklarını ileri sürerek, muarazanın önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının dava hakkının bulunmadığını savunarak, davanın bu nedenle reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, dairelerin kooperatifin mülkiyetinde olduğu, davacının davalıların müdahalesini kooperatife bildirmesi, kooperatifin sözleşmelisi olan davacının, kooperatifin açması gereken davayı davalılara karşı açamayacağı gerekçesiyle, davanın, davacının dava açma hakkı bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Davacı yüklenicinin, dava dışı iş sahibi kooperatife henüz teslim etmediği bir aşamada, kooperatif üyesi davalıların dairelere girip, tadilatlarda bulunmak suretiyle yaptıkları iddia edilen müdahalenin önlenmesi istemine ilişkin olarak davacının dava hakkı, davacının inşaatları bitirmediği ve kooperatife teslim etmediği bir aşamada davalıların müdahale etmesi halinde vardır. Nitekim, davacının sözleşmeye uygun olarak kooperatife teslim edimini olanaksız hale getirmişler ya da zarara sokmuşlar ise, davalıların, bu haksız eylemlerinden dolayı davacıya karşı sorumlu olmaları gerektiği kuşkusuzdur. Davacının kooperatife karşı sözleşme nedeniyle sorumluluğuna yol açacak müdahaleleri davacının önleme hakkının bulunduğu açıktır. Bu itibarla, davacının iddiasının bu yönlerinin kanıtlanması halinde, dava hakkının varlığının ilke olarak kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kooperatif üyesi davalıların, sözleşme ilişkisi içerisinde bulunmadıkları yükleniciye karşı dava haklarının bulunmaması hali ile karıştırılarak, yazılı gerekçeler ile davcının ilke olarak dava hakkının bulunmadığı sonucuna varılması doğru olmamıştır.
Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy