(6762 S.K. m. 1061, 1067, 1361)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 06.11.2003 tarih ve 2002/663-2003/937 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili P A.Ş.ne ait Nafta maddesinin Cezayir'den Commuter gemisiyle Aliağa/İzmir'e naklinin müvekkili şirket tarafından Abonman Sözleşmesi'ne dayanılarak nakliyat poliçesiyle sigorta edildiğini, firmanın ölçüm raporunu hazırlayan G Uluslararası Gözetme Mümessillik A.Ş. sörveyörünün geminin tahliye öncesi ölçümlerini yaptığını, konşimentoya göre 10.12.2001 tarihinde gemiye yüklenen 30.096.942 mt malın, 12.12.2001 tarihinde 29.905.514 mt olarak tahliye edildiğini, %5 oranında muafiyet tenzil edildikten sonra eksik mal mevcudunun 40.944 mt olduğunu, 6.663.63 USD olarak tespit edilen hasarın ödeme tarihindeki kur üzerinden 9.152.1965.941.-TL olarak, 29.05.2002 tarihinde ödendiğini ileri sürerek, reeskont faizi ile tahsilini istemiş, daha sonra aynı mahkemenin 2003/138 Esas sayılı dosyasında sigortalısın tazminat hesabının poliçe tarihindeki kur üzerinden yapılması gerektiği itirazı yerinde görülerek ek tazminatın 03.12.2002 tarihinde ödendiğini, kur farkından doğan 797.034.059.-TL.nın reeskont faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, her iki dosyanın birleştirilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili, birleştirilen 2003/138 Esas sayılı dosyada malların karaya 12.12.2001 tarihinde tahliye edildiğini, bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının fazladan ödediği kur bedelinin sigortalısı ile arasındaki özel anlaşma olduğunu, kur farkından ve hasardan müvekkili şirketlerinin sorumlu olmadığını davanın öncelikle zamanaşımı açısından reddini aksi halde esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece ana dosyaya ilişkin olarak bilirkişi raporu, taraf delilleri ve poliçe kapsamına göre davanın kabulü ile 9.152.195.941.-TL.nın 29.05.2002 tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan alınmasına, birleşen dosyaya ilişkin olarak poliçede döviz kurunun 1.446.405.-TL olarak belirlemesine göre kısmen kabulü ile 486.111.809.-TL.nın 03.12.2002 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, taşıma sigorta sözleşmesinden kaynaklanan uluslararası deniz taşıması sırasında yükte meydana gelen eksilmenin, TTK.nun 1361 nci maddesi gereğince halefiyet ilkesine dayanılarak rücuan tahsili istemine ilişkindir. Dairemizin kökleşen uygulaması uyarınca, TTK.nun 1067 nci maddesinde öngörülen bir yıllık dava açma süresi, hak düşürücü süre mahiyetindedir. Anılan yasa maddesinde, malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların ziya ve hasarından dolayı her türlü sorumluluk davası açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, hak düşürücü sürenin taşıyanlar arasındaki rücu davalarında da gözetilmesi gerekir. Burada zamanaşımı süresi söz konusu olmadığından rücu davalarında zamanaşımının ödeme tarihinden itibaren başlaması kuralının uygulanma yeri yoktur. Doktrinde de aynı görüş hakimdir. ( Bkz. Çağa - Kender, Deniz Ticaret Hukuku, Navlun Sözleşmesi, 6. Bası, İst.2001 C.2, S.204 ) Mahkemece açıklanan hususlar gözetilerek, hak düşürücü sürenin saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, zamanaşımının bir yıl olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle birleşen dosya yönünden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy