(6762 S. K. m. 56, 57, 58) (556 S. KHK. m. 61)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.06.2004 tarih ve 2003/4-2004/91 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilleri tarafından üretilen şişe ve kavanoz gibi cam ambalajların davalılar tarafından toplanarak (dolumcu) olarak adlandırılan kimselere satıldığını, bu suretle haksız rekabetin ve marka hakkına tecavüzün gerçekleştiğini ileri sürerek, marka tecavüzünün durdurulmasına, haksız rekabetin önlenmesine, fazlaya ilişkin hak saklı kalmak üzere şimdilik 12.000.000.000.-TL maddi ve 10.000.000.000.-TL manevi tazminata hükmedilmesine, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, yetki itirazı ile birlikte davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davada 556 sayılı KHK kapsamında bir marka tecavüzü ve haksız rekabet söz konusu olmadığı, ambalaİların gayri sıhhi şartlarda yıkanması hakkındaki tüketici şikayetlerine ilişkin ihtilafların merciinin mahkemeleri olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacılar tarafından üretilip, dava dışı şirketlere satılarak kullandırılan cam ambalajların, toplanıp pazarlanması ve içleri doldurularak tekrar piyasaya sunulması suretiyle oluştuğu ileri sürülen haksız rekabetin tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyuşmazlığın 556 sayılı KHK kapsamında marka hakkına tecavüze ilişkin olmadığı, TTK. nun 56. vd. maddeleri kapsamında haksız rekabete ilişkin olduğu değerlendirilmiş ve dosya kapsamına göre eylemlerin haksız rekabet oluşturmadığı kabul edilerek, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme karanında da belirtildiği üzere, anılan kararnamenin 61. maddesinde Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinin hangi tür marka davalarına bakacağı belirtilmiş olup, buna göre marka hakkına dayanmayan ve yalnızca TTK'nun 56 vd. maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerine dayanan bu tür davaların anılan mahkemede bakılamayacağı doğrudur. Ancak, mahkemece bu tespit yapıldıktan sonra, görevsizlik kararı vermek gerekirken, mahkemece esasa girilerek, davaya konu eylemlerin haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar vermek ise doğru olmamıştır.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları, kamu düzenine ilişkindir ve temyiz dahil, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. İhtisas Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, görev ilişkisidir.
Bu durumda, davanın ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi görevine girmediği, genel mahkeme olan ticaret mahkemesince bakılması gerektiği gözetilerek, görevsizlik kararı verilmek üzere, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy