(818 S. K. m. 31) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 7. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.06.2004 tarih ve 2002/382 - 2004/340 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.12.2005 gününde davacı avukatı Murat Dinçel gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında müvekkilinin daha önceden 9 yıl boyunca kiracısı olduğu davalıya ait kahvehanenin kiracılık ilişkisinin yazıya dökülmesi amacıyla anlaşmaları üzerine 10.09.2000 tarihli kira sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin imzalanmasından önce kira bedellerinin bu tarihten sonra aylık 300.000.000.-TL.nin DM karşılığının davalıya ait banka hesabına yatırılması şeklinde anlaştıklarını ve 1 yıl boyunca bu şekilde ödendiğini, yeni dönem için % 25 artış öngörülmüş olmasına rağmen müvekkilince 375.000.000.-TL yerine 400.000.000.-TL karşılığı DM.nin ödendiğini, karşılıklı irade oluşmasına rağmen müvekkilini okur-yazar olmamasından yararlanan davalının mutabakata aykırı olarak düzenlenmiş sözleşmeye dayanarak temerrüt nedeniyle tahliye davası açtığını ileri sürerek, müvekkilinin gerçek iradesini yansıtmayan 10.09.2000 tarihli kira sözleşmesinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin tarafların serbest iradeleri ile imzalandığını, bu davanın tahliye davasının uzatma amacıyla açıldığını, müvekkilinin Almanya'da çalışır iken ülkeye döndüğünde kira bedellerinin eksik ödendiğini anlaması üzerine tahliye davasını açtığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 10.09.2000 tarihinde imzalandığı, hata için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren başlayacağı, zira bu tarihte kira sözleşmesinin şartları dolayısıyla hatanın biliniyor olduğu, buna rağmen BK.nun 31 nci maddesinde öngörülen 1 yıllık sürede davanın açılmadığı gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir.
1- Mahkemece 22.04.2004 tarihli oturumda taraf vekillerinin mazeretleri kabul edilerek duruşma 21.06.2004 tarihine atılmış, ancak, taraf vekillerinin talebi olmaksızın bu tarihten önce 03.06.2004 tarihinde duruşma açılarak davacı vekilinin yokluğunda dosya karara çıkarılmıştır.
HUMK'nun 73 ncü maddesine göre, Kanun'un gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez.
O halde yasanın emredici nitelikteki hükmüne rağmen taraf teşkili sağlanmadan davanın karara çıkarılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Kabul şekli bakımından da, BK'nun 31 nci maddesinin 1 nci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince 1 yıllık dava açma süresinde hata ve hilenin öğrenildiği tarihin esas alınması gerekir iken, yasanın bu düzenlemesi tartışılmadan kira sözleşmesinin imzalandığı tarihten itibaren sürenin başladığının kabulü ile davanın bu nedenle reddedilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy