(6762 S. K. m. 1269, 1270)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.04.2004 tarih ve 2002/206 - 2004/297 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, kendisine ait ve davalı şirkete kasko sigortalı aracın uğradığı hasar bedelinin usulüne uygun müracaata rağmen ödenmediğini, bu hususta girişilen icra takibinin davalının haksız itirazı sonucunda durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve % 40 icra-inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazanın müvekkil şirkete sigortalı araç sürücüsünün aldığı alkolün etkisiyle meydana geldiğini, bu nedenle hasar bedelinin sigorta teminatı dışında olduğunu, müvekkilinin buna rağmen davacıya (1.500.000.000.-) TL hatır ödemesi yaptığını ve kayıtsız şartsız ibra edildiğini, davacının bu davayı açmakla kötüniyetli davrandığını savunarak, davanın reddini istemiş, % 40 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacıya ait araç sürücünün alkolün etkisi altında güvenli araç sürme yeteneğini kaybedecek kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği, bu nedenle hasarın teminat dışı olduğu, buna rağmen davalı şirketçe davacıya hatır ödemesi yapıldığı, kötüniyet tazminatı talep etmenin yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın ve davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. TTK.nun 1269 ncu maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı yasanın 1270 nci maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olanın sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir. Sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatini almak ve o suretle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat istemek hakkına sahip olur. Somut olayda, dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı Türk Ticaret Bankası Yenimahalle Şubesi'nin, tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece, dain ve mürtehin sıfatı olan bankanın muvafakati olup olmadığının araştırılması, muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi takdirde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin esasa ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy