(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 83)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.05.2004 tarih ve 2002/498 - 2004/717 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı sigorta şirketince düzenlenen kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olan aracının yanması sonucu 7.043.600.000. TL miktarında hasar gördüğünü, zararın tazmini için sigortaya başvurularının reddedildiğini ve başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiş, 13.06.2003 tarihli ıslah dilekçesiyle de davasını alacak olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, aracın sigorta yapılmadan önce yandığını ve buna göre teminat dışında olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, hasarın sigorta teminatı altında gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kabulüyle itirazın iptaline karar verilmiştir.
1- Dava, kasko sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf her ne kadar dava dilekçesinde hem itirazın iptalini hem de alacağın tahsilini istemiş ise de, sonradan verdiği 03.06.2003 havale tarihli ıslah dilekçesi ile davasını alacak davası olarak ıslah etmiştir.
HUMK'un 83. maddesine göre, iki taraftan her biri usule müteallik olarak yaptığı muameleyi tamamen veya kısmen ıslah edebilir, bu çerçevede davacının dava sebebini (vakıaları) ıslah ile değiştirmesi ya da genişletmesi mümkündür. Islah, taraflardan birinin tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile yapılması gerekli olup, karşı tarafın veya mahkemenin kabulüne bağlı değildir.
O halde mahkemece, davacı tarafından usulüne uygun olarak yapılmış ıslah istemine itibar edilerek, davaya genel hükümlere göre açılan alacak davası olarak bakılıp sonuçlandırılması gerekirken, anılan husus gözden kaçırılarak davaya itirazın iptali davası olarak bakılıp sonuçlandırılması bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy