(Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları m. 1, 2, 3, 4, 5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.09.2003 tarih ve 2002/834-2003/505 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilini hayat sigortası poliçesindeki ferdi kaza teminatı olan kazaen maluliyet teminatı ile sigorta eden davalının, iki gözün görme gücünü kaybetmesi rizikosunun karşılığı olan 225.000.000 lira sigorta bedelini ödemediğini, oysa müvekkilinin askerlik görevini yaparken kaza sonucu bu maluliyete maruz kaldığını ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın, Dairemizce yetki ve faiz başlangıcı yönünden bozulması üzerine, bozmaya uyulmuş, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, askerlik görevini yaparken, kaza sonucu görme gücünü önemli ölçüde kaybettiği, poliçedeki karşılığı olan 225.000.000 lira bedelin ödenmesi gerektiği sonucuna varılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, hayat sigorta poliçesinde yer alan kazaen maluliyet teminatına ilişkin sigorta bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, avukat olan bilirkişinin raporu hükme esas alınarak, davacının askerlik yaparken, kaza sonucu görme gücünü önemli ölçüde kaybettiği gerekçesiyle, bunun karşılığı olan poliçe bedelinin tahsiline karar verilmiştir. Oysa, dava dilekçesinde kazanın ne olduğu açıklanmadığı gibi, bilirkişi raporundan ve hüküm gerekçesinden de bu anlaşılamamaktadır.
Dosyada mevcut Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları'nın 1 nci maddesinde, sigortalının sigorta süresi içinde maruz kalacağı kazaların neticelerine karşı ve aşağıda yazılı teminat şartları ve oranları dahilinde temin edildiği belirtilmiş; 2 nci maddede ise, kaza, ani ve harici bir hadisenin tesiri ile sigortalının iradesi dışında ölmesi veya cismani bir arızaya maruz kalması olarak tanımlanmıştır. 3 ncü maddede ise, kaza sayılan haller, 4 ncü maddede kaza sayılmayan haller sayılmış, 4/a maddesinde, her nevi hastalıklarla bunların neticelerinin ve marazi bir halin kaza sayılmayacağı açıkça belirtilmiş, 5 nci madde ise, teminat dışı haller,6 ncı maddede, aksine sözleşme ile teminat altına alınabilen haller sayılmış, 8/B maddesinde, poliçe ile temin edilen bir kaza sigortalının derhal veya kaza tarihinden itibaren iki sene zarfında daimi surette maluliyetine sebebiyet verdiği takdirde tıbbi tedavinin sona ermesini ve daimi maluliyetin kat'i surette tesbitini müteakip, daimi maluliyet sigorta bedelinin ödeneceği de hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, davacının dayandığı askeri hastane raporu ve eklerinde yer alan belgelerde, davacı kendisini bildiğinden beri görme azlığının bulunduğunu bildirmiş olup, askerliğe elverişli olmadığı sonucuna varılmış, her hangi bir kazadan söz edilmemiştir. Davacının bu halinin 10 yıl olan poliçe süresi içinde, bir kazaya bağlı olarak ortaya çıkıp çıkmadığının, diğer anlatımla kaza ile görme azlığı arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından, iddia çerçevesinde varsa başka belgeler celbedilmeli ya da davacıya ibraz olanağı verilmeli, açıklama istenmeli, sonrasında, göz alanında uzman bir doktordan denetime elverişli rapor alınmalı, poliçe genel şartları tartışılmalı, poliçede atıf yapılan özel şartlar da getirtilerek incelenmeli, rizikonun varlığını kanıt yükünün sigortalıda, bildirilen ve varlığı kanıtlanan rizikonun teminat dışı kaldığının kanıt yükünün ise sigortacıda olduğu gözetilmeli, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu durumda, mahkemece, iddia ve savunmanın üzerinde yeterince durulması gerekirken, denetime elverişli olmayan ve uyuşmazlığın tıbbi yönü ile ilgili uzmanlığı bulunmayan bilirkişi raporu yeterli görülerek, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy