(5846 S. K. m. 14, 15, 16, 19, 63, 70)
Dava: Taraflar arasında görülen davada (İstanbul Birinci Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi)nce verilen 18.03.2004 tarih ve 2001/1251-2004/131 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Abdullatif vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı şirkete ait B... Yayınları'nın çevirmeni müvekkillerinin murisi Behzat olan Thomas'a ait "K..." isimli eseri müvekkillerinin izni ve bilgisi dışında yayınladığını, bu suretle davalıların müvekkillerinin mali ve manevi haklarına haksız olarak tecavüzde bulunduklarını ileri sürerek, izinsiz eser için sözleşme yapılmış olması halinde istenecek bedel olan 2.000.000.000.-TL'sinin FSEK'nın 68. maddesi uyarınca üç katı olan 6.000.000.000.-TL ile manevi zarar karşılığı olarak 4.000.000.000.-TL'sinin faizleriyle birlikte davalılardan tahsiline, verilecek kararın gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Abdullatif vekili, müvekkilinin ve diğer davalıların davaya konu eseri yeniden yayınlarken eser üzerinde herhangi bir değişiklikte bulunmadıklarını, çevirmenin ismini ilk baskıda olduğu gibi aynen belirttiklerini, bu durumda davacıların manevi zarara uğradıkları iddiasının yerinde bulunmadığını, davacıların maddi tazminat taleplerinin de kabulünün mümkün bulunmadığını, çünkü 1000 adet basılan eserin ancak 300 adedinin piyasaya sürüldüğünü, müvekkilinin bu eserden dolayı bir kazanç sağlamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile 2.000.000.000.-TL manevi tazminat ile 888.960.000.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, fazla istemlerin reddine, hüküm kesinleştiğinde masrafı davalılardan alınmak üzere Türkiye genelinde yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde bir kez yayınlanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı Abdullatif vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalı vekilinin aşağıda (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- 5846 sayılı FSEK'nın 63. maddesine göre, bu Kanun'un tanıdığı mali haklar miras yolu ile intikal eder. Eser sahibinin aynı Yasa'da doğan manevi hakları ise ölümü halinde mirasçılarına intikal etmezler. Ancak, eser sahibinin ölümünden sonra manevi hakları kullanabilecek kimseler FSEK'nın 19. maddesinde belirtilmiştir.
FSEK'nın 19/1. maddesine göre, eser sahibi 14/1 ve 15/1. maddesi ile tanınan yetkilerinin kullanılış tarzlarını tespit etmemişse yahut bu hususu herhangi bir kimseye bırakmamışsa bu yetkilerin ölümünden sonra kullanılması, vasiyeti tenfiz memuruna, bu tayin edilmemişse sırasıyla sağ kalan eşi ile çocuklarına ve mansup mirasçılarına, ana babasına, kardeşlerine aittir.
Aynı Yasa'nın 19/2. maddesine göre de, eser sahibinin ölümünden sonra yukarıdaki fıkrada sayılan kimseler eser sahibine 14, 15 ve 16. maddelerin üçüncü fıkralarında tanınan hakları eser sahibinin ölümünden itibaren 70 yıl kendi namlarına kullanabilirler.
Davacılar da, işleme eser sahibi olan miras bırakanın eşi ve çocuğu olup, 19. maddeye göre manevi hakları kullanabilecek kişilerdir.
Dava konusu uyuşmazlıkta çözümlenmesi gereken husus, işleme eser sahibinin ölümünden sonra bu eserin davalı şirket tarafından izinsiz olarak umuma arz edilmesi nedeniyle FSEK'nın 14/1. fıkrası yoluyla aynı Yasanın 70/1. maddesine göre davacı mirasçıların manevi hak tazminatı isteyip isteyemeyeceklerine ilişkindir. Bunun dışında, miras bırakana ait işleme eserin izinsiz olarak umuma arz edilmesinin ve yayımlanma tarzının ayrıca, onun şeref ve haysiyetini zedeleyecek mahiyette olduğu yani FSEK'nın 14/3. maddesinin de ihlal edildiği hakkında bir iddia ve taraflar arasında uyuşmazlık mevcut değildir.
O halde, öncelikle FSEK'nın 19. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının mirasçılarına sağladığı hak ve yetkilerin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
5846 sayılı FSEK'nın 19. maddesinin düzenleme biçimi göz önüne alındığında, anılan maddenin birinci fıkrasında; yukarıda sayılan kişilere "sırasıyla" FSEK'nın 14/1 ve 15/1. maddelerinde düzenlenen manevi hakların "kullanım tarzını tespit etme yetkisinin" verildiği, ikinci fıkrada ise, aynı Yasanın 14, 15 ve 16. maddelerinin üçüncü fıkrasında sayılan manevi hakları 70 yıl için "kendi namlarına kullanma hakkının" verildiği anlaşılmaktadır. Böylece, 19. maddede ayrı ayrı hak ve yetkilerin niteliği, bu hakları kullanabilecek kimseler ve sınırları belirterek eser sahibinin ölümünden sonra da bu maddede sayılan manevi haklar koruma altına alınmıştır.
FSEK'nın 19/1 maddesinde sayılan kimseler, 14/1 ve 14/2. fıkrası kapsamındaki manevi hakların kullanım tarzını eser sahibinin ölümünden sonra onun arzusuna uygun olarak belirleyecek ve bu haklarını koruyacaklardır. Başka bir anlatımla, yasada adı geçenler murise ait, eserinin umuma arz edilip edilmemesi, yayımlanma zamanı ve tarzını tayin yetkisi ile eseri sahibinin adı veya müstear adı ile yahut adsız olarak umuma arz etme veya yayımlama yetkisinin kullanımını murisin arzusuna uygun bir biçimde yerine getireceklerdir. Ayrıca, murisin sayılan manevi haklarına bir tecavüz halinde de, adı geçen kişiler kendilerine tanınan bu yetkinin doğal bir sonucu olarak tecavüz edene karşı tecavüzün ref'i ve men'i davalarını açabileceklerdir.
FSEK'nın sözü edilen 14/1 ve 15/1. maddelerinin ihlali halinde 19/1. fıkrada adı geçenlerin -somut uyuşmazlıktaki mirasçılar da dahil- manevi tazminat isteyip isteyemeyecekleri hususunun açıklığa kavuşturulması için aynı maddenin ikinci fıkrasının da birlikte incelenmesi gereklidir.
FSEK'nın 19/2. fıkrasında adı geçenlerin sahip oldukları haklar ve bunların sınırları birinci fıkradan farklı bir biçimde düzenlenmiştir. İkinci fıkrada, 14, 15 ve 16. maddelerin üçüncü fıkralarında sayılan manevi haklar bakımından adı geçenlere, eser sahibinin ölümü ile birlikte halefiyet veya mirasçılık sıfatından aynı olarak 70 yıl süre ile kanundan doğan bağımsız bir hak tanınmıştır. Sözkonusu hak ile, eser sahibinin ölümünden sonra şeref ve haysiyetini zedeleyecek nitelikteki manevi hak ihlallerinin ortaya çıkması veya eser sahipliğinin ihtilafı olması hallerinde, maddede adı geçenlere her türlü önleyici (tecavüzün ref'i ve men'i) ve tazminat davaları ve yine eser sahipliğinin tespiti davasını açmak imkanı verilmiştir.
FSEK'nın 19/1. maddesindeki hallerde ise adı geçenlere kendi namlarına kullanabilecekleri müstakil bir hak tanınmamıştır. Bu fıkrada sayılan haklar eser sahibinin 14/1 ve 15/1. fıkralardaki hakların kullanım tarzını belirleme yetkisi ile sınırlı olup, anılan hakların ihlali halinde maddede adı geçenlere tecavüzün giderilmesi ve önlenmesi için gerekli davaları açabilmek hakkını verdiği halde; FSEK'nın 70/1. maddesine dayalı tazminat isteme hakkı vermez.
Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; işleme eser sahibinin mirasçısı olan davacıların isteminin, eserin davalı şirket tarafından izinsiz olarak umuma arzı nedeniyle FSEK'nın 14/1. maddesi yoluyla aynı Yasanın 70/1. maddesine dayalı manevi hak tazminatı olduğuna göre, FSEK'nın 19/1. fıkrası uyarınca davacıların tazminat talep etme hakları olamayacağından dolayı istem reddedilmelidir. Mahkemece aksine düşüncelerle tazminata hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, davacı vekilince dosyaya ibraz olunan 20.12.2004 tarihli dilekçede dava dilekçesi ve mahkeme kararında davalı olarak gösterilen Bülent isimli bir şahsın mevcut olmadığı ileri sürüldüğünden, her aşamada re'sen nazara alınması gereken bu hususun da re'sen bozulması cihetine gidilmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2 nolu bentte yazılı nedenlerle mümeyyiz davalı yararına, 3 nolu bentte yazılı nedenlerle ise re'sen BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy