(556 S. KHK. m. 71)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.09.2004 tarih ve 2004/372 - 2004/394 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin BELLONA markasını ilk kez 1956 yılında 30 ncu sınıfa giren çikolata, şekerleme, pasta ürünleri, meyveli kekler ve bisküviler için Almanya'da tescil ettirdiği gibi, markanın Madrid anlaşması çerçevesinde halen 28 ülkede, Madrid Protokolü çerçevesinde 7 ülkede tescilli olduğunu, müvekkilinin Madrid Protokolü çerçevesinde Bellona markasının tescili için yaptığı başvurunun davalının markası mesnet gösterilerek reddedildiğini, davalı şirketin 1-33 arası tüm sınıflar için anılan markayı adına tescil ettirdiğini, oysa, müvekkili adına toplam 35 ülkede tescilli BELLONA markasının uluslar arası alanda tanınmış bir marka olduğunu, markanın herhangi bir sınıf için davalı adına tescilinin mümkün olmadığı gibi, davalının markayı 20 nci sınıf hariç olmak üzere son beş yılda hiçbir şekilde kullanmadığını belirterek, davalı adına tescilli markanın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın görev yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, 22.06.2004 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 5194 sayılı Kanunla değişik 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 71 nci maddesi gereğince, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan bahisle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı adına tescilli markanın iptali ilişkindir. Davanın açıklanan bu nitelendirmesine göre, davaya konu istem 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmündeki Kararnameden kaynaklanmaktadır. Anılan Kanun Hükmünde Kararname'nin 71 nci maddesinde 22.06.2004 tarih 5194 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle davaya tek hakimli ihtisas mahkemesi niteliğinde olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde bakılması gerekmekteyse de, Kayseri'de anılan mahkeme henüz kurulmamıştır. Bu durumda anılan uyuşmazlıktan doğan davalara bakmaya Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı uyarınca ikiden fazla Asliye Hukuk Mahkemesi bulunan yerlerde 3 numaralı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ihtisas mahkemesi olarak yetkilendirilmiş bulunması karşısında mahkemece verilen görevsizlik kararı doğru ise de, dava tarihinden önce anılan Yasa değişikliğinin mevcut olması karşısında davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve hatalı gerekçe ile davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy