(6762 S. K. m. 4, 36, 851, 864, 866, 1245)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.06.2004 tarih ve 2004/567-2004/759 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve müdahiller vekillerince ayrı ayrı istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.01.2006 gününde davacılar avukatları M. K. ve E. D. ile davalı T.C.Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı İstanbul Bölge Müdürlüğü avukatı Sema Selçuk ile Müdahillerden Esguire Management ve First Shipping Ltd. avukatı Sema İnal ve diğer müdahil Collorgieties İnc. avukatı Ergun Ersoy gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekilleri, müvekkillerinden ETA Petrol Akaryakıt Tic. ve Nak.A.Ş.'nin İstanbul Gemi Sicili'nde kayıtlı bulunan Hıdır Selek, Başak Denizcilik Nak.ve Tic.Ltd.Şti.'nin ise Baha Karahasan isimli gemilerin donatanları olduklarını, HSH Nordbank A.G. isimli bir bankanın, ETA'ya ait Hıdır Selek isimli gemiyi Çin'de, Baha Karahasan isimli gemiyi de, Güney Afrika'da mahkeme kararlarıyla cebri icra yoluyla satılmasına neden olduğunu, icrai satışların yapıldığı zaman yürürlükte olan Türk Kanunlarına göre yurt dışında icrai satışı yapılan geminin Türk sicilinden terkininin mümkün olmamasına ve gemilerin yurt dışında satışlarının birden fazla nedenden ötürü Türk Hukukuna aykırı olmasına, gerek gemileri satın alanlara, gerek banka aleyhine açılan derdest davalar bulunmasına rağmen davalı İstanbul Gemi Sicil Memuru'nun 30.04.2004 tarihli kararı ile müvekkillerine ait gemilerin Türk Gemi Sicilinden terkin edildiğini, aynı Gemi Sicil Memurluğunun 07.08.2003 tarihli yasayla, TTK.nun 866/2. maddesine istinaden gemi sicilinden terkin isteminin reddine karar vermiş olduğunu, anılan yasa hükmünde bir değişiklik olmadığına göre, terkin işleminin sicil memurluğu tarafından gerçekleştirilmesinin gerekçesinin, başka bir kanun maddesinin değiştirilmesi olamayacağı, bir an için geminin mülkiyetine ilişkin ihtilafların ve bir çok davanın söz konusu olmadığı varsayımında dahi, yapılan terkin işleminin hukuka aykırı olduğunu, davalı memurluğun şikayete konu terkin işlemini dayandırdığı TTK.nun 851. maddesinin 28.04.2004 tarihinde değiştirildiğini, oysa, icrai satışın Ekim 2003'de gerçekleştiğini, yasa değişikliğinin somut olaya uygulanamayacağını ileri sürerek, davalı İstanbul Gemi Sicil Memurluğunun davaya konu gemilerin terkini yönünde yaptığı hukuka aykırı işlemlerinin iptali ile tüm sonuçlarının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, terkin işleminin 5136 sayılı Yasa ile değişik TTK.nun 851. maddesi uyarınca yapıldığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Müdahil vekilleri ayrı, ayrı cevaplarında, TTK.nun 851. maddesi uyarınca Gemi Sicil Memurluğunun yapmış olduğu terkin işleminin hukuka uygun olduğunu, ipotek alacaklısının duruma onay verdiğini belirterek, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davacı adına kayıtlı bulunan gemilerin yabancı ülkeler mahkemelerince ve o yer mevzuatlarına göre cebri icra yoluyla satıldığı, satışların Hıdır Selek gemisi için 09.10.2003 tarihinde, Baha Karahasan gemisi için 19.09.2003 tarihinde gerçekleştiği, satışların yapıldığı tarihler itibariyle TTK.nun 851. ve buna bağlı 1245. maddesinde yapılmış bir değişikliğin bulunmadığı, Kanun değişikliğinde değiştirilen maddelerin kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanacağı ve bunun dışında ayrık bir hüküm getirmediği, somut olayda eski kanun hükümlerinin tatbikinin gerektiği, terkin kararına konu gemilerin yabancı mahkemelerce o yer mevzuatına uygun olarak satılmasının hukuki bir değer taşıdığı sabit ise de, değişiklikten önceki TTK.nun 866/2. ve TTK.nun 1245. maddelerindeki düzenlemelere göre gemi siciline kayıtlı gemilerin mülkiyetlerinin iktisap ve ziyaının Türk Kanunlarına göre yapılmasının zorunlu olduğu, eski kanunda yabancı ülkelerdeki cebri icralarda gemi mülkiyetinin zayi olduğu konusunda bir düzenleme olmadığı, söz konusu gemilerin eski kanun yürürlükte olduğu tarihte satılmış olduğu, yabancı bir Devlet Mahkemesi kararı ile geminin satılmasının geminin sicilden terkini hususunda bir değişikliğe doğrudan neden olamayacağı gerekçesiyle, davalı Gemi Sicil Memurluğunun 30.04.2004 tarih ve 1499 ve 1500 sayıları ile verilen terkin kararlarının iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili ile müdahiller vekillerince ayrı, ayrı temyiz edilmiştir.
1- 28.04.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5136 Sayılı Kanun ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine eklenen fıkra uyarınca iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığı'nca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir. değinilen yasa ile ihdas edilen bu düzenleme doğrultusunda 19.07.2004 tarihli Olur'la İstanbul'da kurulan Denizcilik İhtisas Mahkemesi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile faaliyete geçirilmiş olup, yargı alanı İstanbul ili mülki sınırları olarak belirlenmiştir.
Davaya konu uyuşmazlık, davacı şirketlere ait ve İstanbul Gemi Sicilinde kayıtlı bulunan Hıdır Selek ve Baha Karahasan isimli gemilerin yurt dışında yabancı mahkeme kararlarına istinaden cebri icra yoluyla satılması ve bu satışlar sonucunda gemilerin Türk gemi Sicilinden terkinin gerekip, gerekmeyeceği, bu yönde davalı İstanbul Gemi Sicil Memurunun sicilden terkin işlemlerinin yerinde olup, olmadığının tespitine ilişkindir.
Açıklandığı üzere dava, davalı Gemi Sicil Memurluğu işleminin TTK.nun 864. maddesi yollamasıyla TTK.nun 36. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkin olup, davalı memurluk işleminin yerindeliğinin tespitinde TTK.nun 866. ve 851. maddelerinin tatbiki ve yorumu ön plana çıkmaktadır.
Anılan maddi hukuk normlarının varlık kazandığı yasal düzenlemeler tamamıyla, 6762 Sayılı TTK.nun Deniz Ticareti başlıklı dördüncü kitap kapsamında yer almaktadır. O halde, böyle bir uyuşmazlığın çözümüne dönük davanın görülüp sonuçlandırılacağı yargı mercii İstanbul/Denizcilik İhtisas Mahkemesi olmalıdır. Bu nedenle, davalı ve müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının öncelikle bu yön bakımından kabulü ile kararın görev noktasından bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ve müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın usulden BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir edilen 450.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy