(6762 S. K. m. 1292, 1299)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Kocaeli Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.10.2002 tarih ve 2001/66-2002/678 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.03.2005 günde davalı avukatı E. D. gelip tebligata rağmen davacı avukatı gelemediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. O. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin kasko sigorta poliçesi ile sigorta teminatı verdiği müvekkili aracının kaza yaparak hasarlandığını, ancak davalının hasarı tazmin etmediğini ileri sürerek, 2.054.344.500 TL'nin kaza tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, aracın kiralık araç olarak kullanıldığını, bu durumun poliçe tanzimi sırasında gizlenerek daha az pirim ödeme yolunun seçildiğini, ayrıca, kaza sırasında araçta istiab haddinin üzerinde 6 kişinin bulunduğunu, bu nedenle hasarın teminat kapsamı dışında kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar, tanık anlatımları ve bilirkişi raporuna göre kaza ile istiap haddinin üzerinde yolcu taşıma arasında nedensellik bağı bulunmadığı ve zararın sigorta güvencesi kapsamında olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 2.001.550.000 TL'nin kaza tarihinden itibaren yasal temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve sigortalı aracın istiap haddinin aşılmış olmasının kazada tek etken neden olmadığının belirlenmiş bulunmasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davalı sigorta şirketi tazminatın ödenmemesine gerekçe olarak aracın ruhsatında istiap haddinin aşılmış olması yanında, özel oto olarak işletileceği ve buna göre poliçe düzenlenmiş olmasına rağmen gerçekte rent a car (kiralık) olarak işletildiğini ve zararında bu sırada oluştuğunu, sigortalının doğru beyanda bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece bu savunma üzerinde durulmamış salt istiap haddinin aşılmasının, kazada etken olmadığı konusu üzerinde durularak hüküm kurulmuştur. O halde, mahkemece, davalının doğru beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığı savunması üzerinde durulup, taraf delillerinin değerlendirilmesi ve sonuca göre karar verilmesi gerekli iken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3- Öte yandan, TTK'nun 1299. maddesine göre sigortacının sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü, TTK'nun 1292. madde hükmünce rizikonun gerçekleştiğinin sigortacıya ihbar borcunun doğduğu tarihte yerine getirilmesi gerekmektedir. Dosya içindeki eksper raporuna göre, hasar sigorta şirketine 02.03.2000 tarihinde ihbar edilmiştir. O halde mahkemece, temerrüt faizi başlangıcına bu tarihin esas alınması gerekir iken, kaza tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy