(1086 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08.09.2004 tarih ve 2001/641-2004/369 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda, müvekkilinin her açıda kesim yapabilen ve zıvana açabilen makine adlı faydalı model için TPE'ne 2.3.2001 ve 28.5.2001 tarihlerinde müracaat ederek 19229 ve 46421 giriş numaralarını aldığını, müvekkilinin henüz üretmese de üreteceği düşüncesiyle tanıtım katalogları bastırarak bunların dağıtımına başladığını, bilahare davalı firmanın daha önce benzer konuda bir faydalı model müracaatının olduğunu öğrendiğini, tarafların aynı amacı gerçekleştirmeye yönelik farklı sistemler geliştirdiklerini, müvekkilinin tecavüz fiilinden doğan hukuki ve cezai müeyyidelerle tehdit altında bulunduğunu ileri sürerek davacının fiillerinin davalı firmanın patent haklarına tecavüz teşkil edip etmediğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davacıya ait her iki faydalı model başvurusundaki makinelerin davalı adına kayıtlı faydalı modellere benzediği, yasa gereğince aranan yenilik şartını içermediği,bu haliyle davalının patent haklarına tecavüz teşkil ettiği, davacının davasının olumsuz tespit davası olarak nitelenip görüldüğü gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
1- Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.11.2003 tarih ve 537 sayılı, 5846 sayılı Kanun ile 551, 554, 555 ve 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerden kaynaklanan hukuk davalarında ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmayan yerlerde Ticaret Mahkemesinin, müstakil Ticaret Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde bir ve iki nolu Asliye Hukuk Mahkemesi varsa 1 numaralı, ikiden fazla Asliye Hukuk mahkemesi varsa 3 numaralı Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin kararı, yine 16.9.2004 tarih ve 396 sayılı kararı ile daha sonra alınan 22.10.2004 tarihli açıklama kararı ile, anılan KHK'lere ilişkin davalar bakımından, Asliye Ticaret Mahkemesi kurulmuş olup olmamasına bakılmaksızın, bir yada iki Asliye Hukuk Mahkemesi olan yerlerde bir numaralı, ikiden fazla Asliye Hukuk Mahkemesi olan yerlerde 3 numaralı Asliye Hukuk Mahkemesi görevlendirilmiştir.
Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup,yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alınması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece anılan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları gereğince Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilip yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre,davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte belirtilen nedenlerle mümeyyiz davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy