(2004 S. K. m. 64)
Taraflar arasında görülen davada Van Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.04.2003 tarih ve 2001/454 - 2003/192 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. P. Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatifin müvekkiline borçlu olduğu hususunun kooperatif kayıtları ve genel kurul kararı ile kabul edilmesine rağmen, davalının yapılan icra takibine karşı haksız olarak itirazda bulunduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini, takibin devamını ve İcra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, icra takibine konu çekin yasal süresi içinde bankaya ibraz edilmeyerek çek vasfım yitirdiğini, bu nedenle alacak talebinde bulunulamayacağını, davacının çek karşılığı kooperatife borç vermesinin sözkonusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı kooperatifin kayıtlarında takibe konu çekin yazılı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, % 40 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı temsilcisi temyiz etmiştir.
Dava, süresinde ibraz edilmeyen çeke dayalı olarak yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın
iptali istemine ilişkindir.
Takibe dayanak yapılan çek,süresinde muhatap bankaya ibraz edilmediğinden hamil, keşideciye kambiyo ilişkisi içinde başvuramaz. Ancak, keşideciye karşı aralarındaki temel ilişkiye dayanarak alacağının varlığını kanıtlayabilir. Somut olayda, davacı davaya konu çek karşılığında kooperatife borç para verdiğini iddia etmektedir. Davalı kooperatif ise yaptığı savunmada, böyle bir durumun söz konusu olmadığını, davacının eski yönetimle danışıklı şekilde kooperatifi dolandırmak istediğini, borç verildiği iddia olunan paranın kooperatif kasasına girişinin olmadığını, kooperatife ait defter ve belgeler üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu durumun anlaşılacağını belirtmiştir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda; kooperatife ait defterler üzerinde yapılan inceleme sonucu davaya konu alacak ile ilgili bir kayda rastlanılmadığı bildirilmiştir.Davacının kooperatife verdiğini iddia ettiği borcun defter kayıtlarında bulunması gerekir. Bu nedenle, davacının borç olarak verdiğini iddia ettiği paranın kooperatif kasasına girip girmediği, kooperatif tarafından kullanılmadığı hususlarının defter kayıtları üzerinde bu yönde yaptırılacak ayrıntılı bir bilirkişi incelemesi ile davaya konu borcun yer aldığı bilançonun tartışıldığı genel kurul tutanağı ve tarafların bu konuda gösterdikleri delillerin toplanması sonucu belirlenerek davacının, kooperatiften davaya konu çek nedeniyle gerçekten alacaklı durumda bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken; davalı kooperatifin savunmasında davacının eski yönetimle işbirliği içinde kooperatifi dolandırmaya çalıştığının ileri sürülmesine göre, dosyada yönetim kurulu tarafından dayanağı denetlenemeyen bir şekilde oluşturulmuş borç liste ve dokümanı esas alınarak mahkemece, eksik inceleme sonucu davacının alacaklı olduğunun kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş olup, açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy