(1086 S. K. m. 83, 85) (2918 S. K. m. 92, 109/1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 23.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.12.2003 tarih ve 2001/963-2003/1125 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı sigorta şirketi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl davada, davalıların maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı oldukları aracın, müvekkiline ait araca çarpması sonucu maddi hasar ve yaralama meydana geldiğini, aracının 1.250.000.000.-TL değer kaydettiğini ileri sürerek, şimdilik 300.000.000.-TL araç ile ilgili değer düşmesi zararı, tedavi giderleri için şimdilik 150.000.000.-TL gider, kısmi iş göremezlik için şimdilik 150.000.000.-TL olmak üzere şimdilik toplam 600.000.000.-TL maddi, 4.000.000.000.-TL manevi tazminatın tahsilini, 30.05.2003 tarihli ıslah dilekçesi ile de araç zararı için 356.250.000.-TL daha maddi tazminatın tahsilini, 24.10.2003 tarihli dilekçesi ile de araç hasarı ve tedavi giderleri toplamı olan 734.205.375.-TL.nın 23.11.2000 olan olay tarihinden itibaren temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili ile diğer davalılar vekili, davanın reddini istemişlerdir.
Diğer davalılar vekili, karşı dava açarak, 666.906.000.-TL maddi, 1.000.000.000.-TL manevi tazminatın asıl davacı Süleyman A'dan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın maddi tazminat bakımından karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat bakımından reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalılardan sigorta şirketi vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl davanın dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde faiz isteminde bulunulmamış olup, davacı vekili, ıslah dilekçesinden çok sonra 24.10.2001 havale tarihli dilekçesi ile sadece bazı istek kalemlerine ilişkin olmak üzere faiz isteminde bulunmuştur. Bu dilekçe duruşma sırasında değil, iki oturum arasında verilmiş olup, kararı temyiz eden davalılardan sigorta şirketi vekiline tebliğ de edilmemiş, bu dilekçeden sonra yapılan ve kararın tefhim edildiği son oturuma da bu davalı vekili gelmemiştir. Bu davalı vekilinin temyiz dilekçesi kapsamından davacının bu şeklide iddiayı genişletmesine muvafakat etmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava dilekçesi niteliğinde kabulü gerekse dahi, 24.10.2001 tarihli bu dilekçeye konu edilmiş ise de, bu dilekçenin tebliğ edilmemesi karşısında usulüne uygun bir ıslahtan söz etmeye olanak bulunmadığı gibi, esasen aynı davada birden fazla ıslah da mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece, asıl davada davalılardan sigorta şirketi hakkında temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, araç hasarı için ıslah dilekçesi ile arttırılan 356.250.000.-TL alacağa yönelik, davalılardan sigorta şirketi vekili, ıslah dilekçesinin tebliği üzerine hemen zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
23.11.2000 olan olay tarihi ile 30.05.2003 tarihinde yapılan ıslah arasında, 2918 sayılı KTK.nun 109/1 nci maddesi hükmünde yazılı 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olup, kısmi dava biçiminde açılan asıl davanın sadece kendi miktarı kadar zamanaşımını keseceği, arttırılan bölüm için zamanaşımı süresinin işlemeye devam ettiği gözetilerek, mahkemece, ıslah dilekçesine konu 356.250.000.-TL araç hasarına ilişkin alacak isteminin zamanaşımı yönünden reddine karar verilmemesi de doğru görülmemiştir.
Diğer yandan, 2918 sayılı KTK.nun 92/f, Trafik Sigortası Genel Şartları'nın 3/e madde ve bentleri uyarınca, manevi zararlar bu tür sigorta teminatı dışında olup, mahkemece, manevi tazminat isteminin, davalılardan sigorta şirketi bakımından reddi gerekirken, kabulü de keza doğru bulunmamıştır.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekillerine göre, davalılardan sigorta şirketi vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davada verilen hükmün, bu davalı yararına BOZULMASINA, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy