(6762 S. K. m. 1301) (818 S. K. m. 104) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.12.2003 tarih ve 2003/753-2003/1065 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının, TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı aleyhine başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali davası sonucunda mahkemece davanın kabulüne dair tesis edilen hüküm, Davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkin olup, itiraza uğrayan icra takibinin devamı amaçlanmaktadır.
Davaya esas icra takibinde asıl alacak ve işlemiş temerrüt faiz toplamının takip tarihinden itibaren temerrüt faizi ile tahsili talebi bulunmakta olup, mahkemece asıl alacak ve takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden takibin devamına karar verilmiş ise de, takip tarihinden sonra da BK.nun 104/son maddesine aykırı olarak geçmiş günler faizine temerrüt sebebiyle faiz yürütülmesi sonucunu doğuracak şekilde, hüküm tesis edilmiştir. Kararın infazda tereddüt yaratmayacak ve BK.nun 104/son maddesine aykırı olmayacak şekilde takip tarihinden infaz tarihine kadar sadece asıl alacağa faiz uygulanabilecek şekilde hükmün düzenlenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Davalı, ancak gerçek zararı ödemekle yükümlüdür. Özü itibariyle tazminat istemine yönelik olan bu davada alacağın saptanması kusur ve zarar açısından incelemeyi ve hakimin taktirini gerektirmekte olup, gerek icra takibi tarihinde, gerekse dava tarihinde tazminat alacağı henüz likit halde değildir. O halde, davacının icra inkar tazminatı isteminin reddedilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde kabulü de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy