(6762 S. K. m. 1269, 1270)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Niğde Asliye 2. Hukuk Mahkemesince verilen 21.10.2003 tarih ve 2003/41-2003/668 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.02.2005 günde davacı asil M. Uğur Kılıçarslan gelip, taraf avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı asil M. Uğur Kılıçarslan dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Niğde Şubesinden kullandığı taşıt kredisi ile aldığı aracının yine aynı şubenin acenta sıfatıyla davalı sigorta şirketi adına kasko sigorta poliçesinin yapıldığını, poliçenin primlerinin de kredi sözleşmesi gereğince zamanında ödendiğini, başlangıçta 22.11.2001 tarihinden itibaren 1 yıl süreli olarak düzenlenen poliçenin 08.01.2002 tarihinde 1 yıl süre ile yenilendiğini, yenileme tarihinden itibaren 1 yıllık süre içinde aracın kaza yapmasına rağmen davalı sigorta şirketince hasarın tazmin edilmediğini ileri sürerek, 10.736.970.735 TL. araç hasar bedeli, aracın tamir süresinde çalıştırılmamasından kaynaklanan kazanç kaybı ile kaza nedeniyle oluşan değer kaybının davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı banka vekili, husumetin sadece sigorta şirketine yöneltilmesi gerektiğini, 22.11.2001 başlangıç tarihli poliçe ile aracın bankaya rehinli olduğu belirtilerek sigortalandığını, sigorta süresinin dolmasından sonra banka şubesinin yeni bir poliçe düzenleme yükümlülüğünün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şeker Sigorta A.Ş. vekili, davacının aracının kaza tarihini de kapsayan kasko sigorta poliçesinin bulunmadığını, banka ile davacı arasındaki kredi sözleşmesine dayalı taleplerin müvekkilini ilgilendirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve tanık anlatımlarına göre davacı ile banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinin 12. maddesi gereğince kredi ile alınan aracın borcunun biteceği tarihe kadar poliçede banka dain ve mürtehin olarak gösterilmek üzere kasko sigortasının yapılmasında ve yenilenmesinde bankanın yetkili olduğu, sigorta prim ve diğer masrafların müşteri tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığı, sözleşmede bankaya verilen yetkinin davacıya yardımcı olmaya yönelik bir düzenleme olduğu, bankanın sigorta sözleşmesi yapma ve prim ödeme yükümlülüğü bulunmadığı, 22.11.2001-2002 tarihlerini kapsayan poliçedeki 08.01.2002 tarihli kaydın poliçenin düzenlendiği tarihi gösterdiği, teminat başlangıcının ise, açıkça 22.11.2001 olarak belirlendiği, rizikonun ise 10.12.2002 tarihinde yeni poliçe teminat süresinin dolduğu tarihten sonra oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraf vekilleri duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 1.10 YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy