(1086 S. K. m. 389)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.12.2003 tarih ve 2003/1025-2003/705 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin ticaret unvanı olarak kullandığı Tayteks Tekstil Tic. San. Ltd. ibaresini 29.07.1993 yılında marka olarak tescil ettirdiğini, 7 yıllık çalışma sonucunda marka ve ticaret unvanlarının iç ve dış piyasada tanınmışlığa ulaştığını, davalının ticaret unvanındaki TAYTEKS ibaresinin davacı şirketin tescilli unvanı ve markalarıyla iltibasa ve haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek, davacı markasına tecavüzün tespit ve ref'ine, haksız rekabetin tespiti ile davalının unvanını kullanmaktan men'ine, emtianın toplatılarak imhasına, imalinin ve satışının yasaklanmasına ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket ile müvekkili şirketin faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunu, Tayteks adının Türk-Amerikan Yağ Teknolojileri Sanayi'nin kısaltılmış hali olarak tespit edildiğini ve şirketinde bu doğrultuda kurulduğunu savunarak, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının tarafların ticari faaliyet alanlarının farklı olduğu savunmasının yerinde görülmediği, çünkü davacının anılan sözcüğü hem ticaret unvanında hem de marka olarak kullanmak için davalıdan önce tescil ettirdiği, kullanımda öncelik hakkının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Tarafların tüm delilleri toplanıp, incelendikten ve HUMK.nun 376 ncı maddesine göre, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, aynı yasanın 388 nci maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucu 389 uncu maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
HUMK.nun 389 ncu maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyeti ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur.
Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141 nci maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca, anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Somut olayda, tefhim edilen kısa kararda, davalının ticaret unvanındaki 'Tayteks' lafsının hükümsüzlüğüne ve terkinine, ticaret unvanındaki bu sözcüğü kullanmasının önlenmesine hükmedilmediği halde, gerekçeli kararda, 'Tayteks' sözcüğünün kullanılmasının davacının markasına tecavüz, ticaret siciline tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının ticaret sicil kaydından bu sözcüğün terkinine, ticaret unvanında ve tanıtım vasıtalarında 'Tayteks' sözcüğünü kullanmasının önlenmesine şeklinde hüküm tesis edilmemiştir.
Bu durumda, 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı YİBK. çerçevesinde bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy