(818 S. K. m. 41) (1163 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bucak Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.12.2003 tarih ve 2002/496-2003/651 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının sulama suyu vermemesi nedeniyle ürününün zarar gördüğünü, borcu olan miktarı vereceğini taahhüt etmesine rağmen su verilmediğini, ayrıca ödemelerin para alma zamanı istenmediğini ileri sürerek, zarar miktarı 3.569.000.000.TL.nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, kooperatifin aldığı karar uyarınca su bedellerini ödemeyen ortaklara su verilmediğini, istenen miktarın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davacının kooperatife önceki ve sonraki dönemlerde borcu bulunduğu, yönetim kurulunun borcu olan üyelere su verilmeyeceğine dair kararının bulunduğu, davacının ciddi bir şekilde kooperatif ile anlaşma sağlamaya yanaşmadığı, zarar ile davalının eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığı davacının yaralanması ve ürünü ile ilgilenmemesi nedeniyle zararın oluştuğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Dava, davacının üyesi olduğu davalı kooperatifin su alamaması nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davalı kooperatifin ana sözleşmesinin 11/3 ncü maddesine göre sulama ücretini vadesinde ödemeyenler hakkında, kooperatif alacağını tahsil edebilmek için kanuni yollara müracaat eder. Bu takdirde, ortak kendisine su verilmesini talep edemez. Somut olayda davacının davalı kooperatife sulama ücretinden dolayı borcu bulunduğu çekişmesizdir. Kooperatifin bu borç nedeniyle davacı hakkında kanuni takibe başladığı iddia ve ispat edilmemiştir. Bu durumda anasözleşme uyarınca su verilmemesinin ön şartı gerçekleşmemiş bulunmasına göre davalının eylemi haksız niteliktedir. O halde mahkemece, davacıya tarlasında oluşan zarar ile su verilmemesi arasındaki illiyet bağına yönelik olarak ispat imkanı tanınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy