(6762 S. K. m. 58) (818 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.11.2003 tarih ve 2001/1097-2003/900 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin yurtdışına zeytinyağı ve bal ihraç eden bir şirket olduğunu, davalının da 1.12.1998 yılından beri müvekkili şirketin zeytinyağı ihracatı bölümünde ihracattan sorumlu ve tam yetkili yönetici olarak çalışmakta iken, 2.8.2001 tarihinde işinden ayrıldığını ve bundan sonra müvekkili ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren İsmailoğlu Yağ ve Gıda San. A.Ş. de çalışmaya başladığını ve elektronik posta yoluyla müvekkilinin müşterilerine gönderdiği metinlerde, müvekkilinin faaliyetleri konusunda gerçek dışı, kötüleyici ibarelere yer verildiğini, müvekkilinin müşteri portföyünü kullandığını, müvekkilinin bu nedenle mağduriyetinin arttığını, ileri sürerek, davalının haksız rekabet oluşturan eylemlerinin durdurulmasına, şimdilik, 5.000.000.000.TL.maddi ve 5.000.000.000.TL.manevi tazminatın faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirkette memur olarak çalıştığını, haksız rekabette bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davanın kısmen kabulü ile 1.003 668.TL. maddi tazminatın faizi ile davalıdan tahsiline, davacının ihtiyati tedbir yoluyla haksız tecavüzün men'i isteminin ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının, davalının haksız rekabeti ile aktifinde azalma olduğunun ispat edememesi nedeniyle, TTK.nun 58-e maddesinden sonra gelen fıkra uyarınca davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarına karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına ve davadan sonra oluşan eylemler için ayrı bir dava açılmasının mümkün bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Öte yandan, TTK.nun 58 nci maddesinde haksız rekabet sonucu istenebilecek manevi tazminatın BK.nun 49 ncu maddesindeki düzenlemeye atıf yapılarak ağır kusura bağlanması da mümkün değildir. Zira, davalının basiretli bir tacir gibi davranması zorunluluğunun doğal sonucu, ticari yararın zarara uğratılmaması veya böyle bir tehlikeye maruz kalmayı önleyici davranışları da gerektirir. Aksi davranış manevi tazminat istemine de haklılık kazandırır. Kaldı ki, anılan maddedeki kusurun ağır kusur olması gerektiği unsuru da kaldırılmıştır. Mahkemece, davalının haksız rekabeti sonucu davacıya uygun bir manevi tazminata karar verilmesi gerekmesine rağmen karşı gerekçeyle bu istemin de reddedilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy