(6762 S. K. m. 1269) (4721 S. K. m. 6)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Lüleburgaz Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.12.2003 tarih ve 2002/404-2003/1058 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı sigorta şirketine kasko sigortası ile sigortalı olduğunu aracın geçirdiği kaza sonucu hasarlandığını, rizikonun davalı ihbar edilmesine rağmen, sigorta bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 2.604.881.810.TL'nin davalıdan faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, aracın sigortalandıktan sonra sürücü Nazmi Çağlayan'a fiilen devir edildiğinin belirlendiğini, hasarın TTK' nun 1269.madde hükmü uyarınca teminat dışı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bend dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu davasıdır. Sigorta hukukun ana ilkelerine göre, mal sigortalarında sigorta sözleşmesi sigorta ettirenin, rizikonun gerçekleşmesi nedeniyle ortaya çıkan gerçek zarar giderme amacına yönelik olup, sigorta ettirenin zenginleşmesine bir vesile teşkil etmemektedir. Bu itibarla, davacı sigortalı araçta meydana gelen gerçek zarar miktarını ispatla yükümlüdür.
İstek haksız fiilden kaynaklanmış olmakla araçtaki hasarın her türlü delil ile kanıtlanması mümkündür. O halde, mahkemece davacıya MK.6. madde gereğince zararını ispat etmek imkânı vermek ve gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak gerçek zarar miktarının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün Bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy