(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 20) (1086 S. K. m. 295) (1512 S. K. m. 82)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.01.2004 tarih ve 2003/717-2004/15 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin dava dışı Limited Şirket ortağı olup 08.08.2001 tarihli protokol uyarınca 10.08.2001 tarihli noter devir senedi ile hisselerini davalılara devrettiklerini, protokol uyarınca davalıların bir kısım edimlerini yerine getirmediklerini yapılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, protokoldeki tüm yükümlülüklerin müvekkilleri tarafından yerine getirildiğini, borçları olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, taraflar arasında düzenlenen noter hisse devir senedinde davacıların devir bedelini nakten ve tamamen aldıklarını belirttikleri, HUMK.nun 295. maddesi uyarınca resen düzenlenen hisse devir senetlerinin sahteliğinin sabit oluncaya kadar kesin delil olacakları, davacıların alacaklarını aldıkları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali isteğine ilişkindir.
Taraflar arasında 08.08.2001 tarihli protokol ile hisse devrinin kararlaştırıldığı, bunu takiben tarafların noterde bir araya gelerek 10.08.2001 tarihinde devir işlemine resmi nitelik kazandırdıkları konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, 08.08.2001 tarihli protokolde belirtilen davalılar edimlerinin yerine getirilip getirilmediği ve bu konuda ispat yükünün kime ait olacağı noktalarında toplanmaktadır.
Şüphesiz, HUMK.nun 295 ve Noterlik Kanununun 82/2. maddeleri uyarınca, düzenleme biçimindeki noter senetleri sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil teşkil edecekler ise de, öncelikle, ticaret ortaklığına ait pay devrinde tarafların, TTK.nun 20. vd maddelerinde öngörülen tacir olmanın hükümlerine tabi oldukları ve basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorunda oldukları da unutulmamalıdır.
Davaya konu 08.08.2001 tarihli protokolde davalıların 30.08.2001 tarihine kadar yerine getirmesi gereken dört grup edim bulunmaktadır. Bunlardan çeklerin protokol tarihinde alındığı konusunda çekişme bulunmamaktadır. Bunun yanında davacılara devri gereken araçların da protokolden ve hatta noter devir senedinden sonra 21.08.2001 tarihinde davacılara devredildiği sabittir.
Anılan saptamalar ışığında, 08.08.2001 tarihli protokolün devir için 30.08.2001 tarihine kadar süre tanımış olması, verilen çeklerin vadelerinin noter senedinden çok sonraki tarihleri taşıması ve araç devrinin de noter senedinin düzenlenmesinden sonra ve ancak protokolde belirlenen süre içinde gerçekleştirilmesi karşısında noter senedindeki nakten ve tamamen alındığı beyanı borcun söndürüldüğüne kabule yeterli değildir. Kaldı ki noter senedinin düzenlenmesi davacıların protokol kapsamında yerine getirmeleri gereken edimleri olup, davalıların bu edim yerine getirilmeden kendi edimlerini yerine getirme yükümlülükleri de bulunmamaktadır. Davaya konu protokol, karşılıklı edimleri içermesi nedeniyle her iki tarafın aynı anda edimlerini ifa etmeleri ve bunu ispatlamaları gerekmektedir. Nitekim davalılarda edimlerini noter senedinin tanzim edildiği gün ifa ettiklerini savunmuşlardır. Bu halde, protokol ile borç miktarı belli olduğuna göre, bu miktarın tamamen ödendiğini tereddüde yer vermeyecek şekilde ispat yükünün borçlu davalılar üzerinde olduğunun kabulü gerekmektedir.
O halde, mahkemece ispat yükünün davalılara yöneltilmesi suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy