(1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.03.2004 tarih ve 2003/244-2004/88 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin işlettiği akaryakıt istasyonunu işyeri paket sigorta poliçesi ile davalıya sigorta ettirdiğini, patlama ve yangın sonucu hasar ve arıza giderimi için malzeme ve işçilik bedeli harcandığını, LPG tankı ile pompa arasında bulunan ve yer altından geçen boruların çatlaması ve sızıntı yapması sonucu bir çukurda toplanan gazın alev aldığının anlaşıldığını, 14.608.lt.gaz kaçağı belirlendiğini, davalının teminat dışı kaldığından bahisle ödeme yapmadığını ileri sürerek, toplam 10.219.110.016 liranın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, deprem ve gaz kaçağının teminat dışı olduğunu, tazminat miktarının da gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre, deprem ile bağlantılı bir gaz kaçağının bulunmadığı, rizikonun teminat kapsamında olduğu, zira depremin 32 ay önce meydana geldiği, toplam zararın istem kadar olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, işyeri paket sigorta poliçesine dayalı tazminat alacağına ilişkindir.
Davacı şirketin akaryakıt istasyonu için LPG satın aldığı Lipet A.Ş, sayaçlar üzerinde yaptığı ölçümler sonucu davacının sattığı, davacıya sattığı ve depoda kalan miktarların tespiti suretiyle, 22.05.2003 tarihi itibariyle 14.608 litre gaz kaçağı bulunduğunu belirlemiştir. Buna ilişkin yazıyı esas alan davacı taraf, dava dilekçesinde, bu miktar gaz kaçağı için birim fiyatı 570.317.000 lira hesabı ile, 8.331.190.736 liranın tahsilini diğer istemler yanında istemiştir. Davacı şirket, davadan önce, davalı sigortaya gönderdiği ihbar dilekçesinde ise, birim fiyatı 483.320.000 lira hesabı ile 6 aylık 9.000 litre gaz kaçağı için 4.349.880.000 liranın tahsilini istemiş olup, ekspertiz raporunda da gaz kaçağı bedeli bu şekilde hesaplanmıştır.
Hükme esas bilirkişi kurulu raporunda ise, L. A.Ş.nin yazısına itibar edilerek, davacının bu istek kalemine ilişkin meblağı uygun görülmüştür. Oysa, olay 18.06.2002 tarihinde meydana gelmiş olup, olay tarihinden sonraki bir tarihteki emtia mevcudunun gözetilmesi, davacının ve L. A.Ş.nin ticari defter ve belgelerine göre mal mevcudunun belirlenmemesi doğru olmamıştır. Birim fiyatın hangi tarihe göre ve nasıl belirlendiği de raporda açıklanmamıştır. Davacı, yeni boru döşenmesine ilişkin istek kalemi ise, inşaat firmasının masraf dökümüne ilişkin bir yazısına dayanmış iken, aynı bilirkişi raporunda, bu istek kalemlerinin hepsinin faturalara dayandığının belirtilmesi, ekspertiz raporunda yapılan kıymet kazanma indirimlerinin bilirkişi raporunda tartışmasız bırakılması, çıkan borular görüldüğü halde, bunların hurda değeri bulunup bulunmadığı üzerinde durulmaması da doğru olmamıştır.
Davalı vekili, rapora, 01.03.2004 tarihli itirazında, miktar bakımından raporun denetimsiz olduğunu, davacının yeterli kanıt getiremediğini bildirdiği halde, rapora itirazın yerinde görülmemesinin somut kanıtları ve gerekçeleri mahkemece açıklanmamış, itirazın soyut olarak reddi ile yetinilmiştir. İhbar dilekçesinde, dava dilekçesinde, ekspertiz raporunda ve bilirkişi kurulu raporunda, meblağlar arasındaki ciddi farkın üzerinde durulması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, bu açıklamalar çerçevesinde, denetime elverişli yeni bir bilirkişi raporu ya da ek rapor alınması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy