(551 S. KHK m. 129, 130, 149, 158, 161, 165) (2709 S. K. m. 153)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04.03.2004 tarih ve 2002/868 - 2004/93 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davacılardan Ö. Atermit San.Tic.A.Ş.nin 1956 yılından beri piyasada ticari faaliyette bulunup, 1999 Mart ayından beri, Türkiye'de fide viyolleri imal ettiğini, diğer davacının ise söz konusu fide viyollerini 3 üncü kişilere sattığını, davalı şirket tarafından gönderilen 05.11.2002 tarihli ihtarnameyle Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı nezdinde TR 2000 01098 Y numaralı Çok Gözlü Fidelik buluş başlıklı ürün için Faydalı Model Belgesi sahibi olduğunun belirtilerek, belge kapsamındaki ürünlerin herhangi bir izin alınmaksızın üretildiği, bu durumun patent ve faydalı model haklarına tecavüz ettiğini ileri sürdüğünü, davalı adına tescile bağlanan buluşun yeni olmadığını, kaldı ki, müvekkillerinden Ö. Atermit San.Tic. A.Ş. tarafından ürün ile davalı tarafından imal edilen çok gözlü fideliğin birbirinin aynı olmadığını ileri sürerek, davalı adına tescilli Faydalı Model Belgesi'nin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacıların fiillerinin 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 158/1 inci maddesi sebebiyle davalının faydalı modelden doğan haklarına tecavüz teşkil etmediğinin 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 149 uncu maddesi uyarınca tespitine, kararın hüküm ve gerekçe özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 165 ve 161 inci maddeleri gereğince hükümsüzlük davası açılabilmesinin davacının itiraz şartına bağlandığı, bu şart gerçekleşmeden açılan hükümsüzlük davasının reddinin gerektiği, davacının ayrıca ürünlerinin davalının faydalı modelinin konusu ürünler ile benzerli arz etmediği ve eylemlerinin davalının faydalı modelinden doğan haklarına tecavüzde bulunmadığının tespitine yönelik isteminin de bulunduğu, 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 149 uncu maddesine göre böyle bir davanın açılabilmesi için davacıların davalıya davadan önce ihtarname göndermiş olmasının gerektiği, 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 149 ve 166 ncı maddesi hükümleri kapsamında tespit davasının da reddinin gerektiği gerekçeleriyle, davaların reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 149 uncu maddesi hükmüne istinaden açılan davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin 129 ve 130 uncu maddelerine dayalı olarak açılmış hükümsüzlüğün tespiti davasıdır.
551 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 165/3 üncü maddesine göre, zarar gören üçüncü kişilerin ve ilgili resmi makamların faydalı model belgesinin hükümsüzlüğünü talep edebilmeleri için, 161 inci maddeye göre itiraz yapmış olmaları şarttır. Ancak anılan hüküm, 21.04.2004 gün ve 25440 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.03.3004 gün ve 2001/1 Esas, 2004/36 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin bu iptal kararı, henüz kesin hükme bağlanmamış olan bütün davalara uygulanması gerekir. Anayasa'nın 153/6 ncı maddesinde iptal kararları geriye yürümez. hükmü, iptal kararının kesinleşen işlemlere tesir etmeyeceği anlamında olup, elde bulunan, uyuşmazlığın sürdüğü davalarda geriye yürümeme kuralı uygulanmaz. Anayasa Mahkemesi'nce verilen iptal kararları Türk Yargılama ve hukuk sistemi açısından ileriye dönük hükümler doğurur. Dolayısıyla derdest ve kesinleşmemiş her dava için de uygulanmalıdır. Nitekim Hukuk Genel Kurulu'nun 31.03.2004 gün ve 156/194 sayılı kararında da bu görüş benimsenmiş bulunmaktadır. 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 163/3 üncü maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi karşısında, hükümsüzlük davası açabilmek için, aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 161 inci maddesi uyarınca itiraz etme koşulu ortadan kaldırıldığına göre, mahkemece işin esasına girilmesi gerekeceğinden, mahkemece verilen kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy