(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 4.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.03.2004 tarih ve 2003/843-2004/130 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya ait aracın müvekkili şirkete sigortalı araca tam kusurlu olarak verdiği hasar nedeniyle sigortalıya 15.02.2002 tarihinde 6.278.000.000 TL ve yine 05.03.2002 tarihinde 1.451.000.000 TL, ek tazminat ve KDV bedelinin ödendiğini, ödenen tazminatın 6.278.000.000 TL tahsili amacıyla sorumlular aleyhine rücu davası açıldığını, ancak müvekkilinin ek tazminat ve KDV bedeli olarak sigortalıya ödenen 1.451.000.000 TL sı için de halefiyet hakkını kazandığını ileri sürerek,1.451.000.000 TL ek tazminatın ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iki kalemde yaptığı ödemeyi önceki davada talep etmesi gerektiğini, davacının sigortalısının zararının ilk davada açıklandığını, bu nedenle ne için ödendiği belli bile olmayan ek tazminattan bahisle talepte bulunulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ilk davanın açıldığı tarihte alacağının varlığını ve miktarını bildiği halde bu alacağını saklı tutmadığı, doğmuş bir hakkın sadece bir kısmını dava ettiğini, bu durumun dava edilmeyen kısım bakımından zımni feragat niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı olarak ödenen ek tazminat ve KDV bedeli nedeniyle kazanılan halefiyet hakkına dayalı alacak istemine ilişkindir. Sigorta şirketi, sigortalısının rizikonun gerçekleşmesi sonucu uğradığı zararı poliçe kapsamında karşılamakla, sigortalısının kendisine zarar verenlere karşı ileri sürebileceği taleplere, TTK.'nun 1301 nci maddesi uyarınca sigorta şirketi hak kazanır. Buna göre, sigortalısı zarar verenlerden neyi isteyebilecekse, halefiyet ilkesi gereğince sigorta şirketi de poliçe kapsamı ve yaptığı ödeme miktarı doğrultusunda zarar verenlerden onu isteyebilir.
Davaya konu somut olayda davacı sigorta şirketi tarafından,11.06.2002 tarihinde davalının da aralarında bulunduğu zarar sorumlularına karşı açılan rücu davasında fazlaya ait haklar saklı tutularak,15.02.2002 tarihli ibranameye dayanılarak 6.278.000.000 TL sının davalılardan tahsili talep edilmiştir. Anılan davada bu davaya konu 05.03.2002 tarihli 1.451.000.000 TL bedelli ibraname uyarınca yapılan ödeme talep edilmemiştir. Bu nedenle, davacının fazlaya ait haklarını saklı tutarak açtığı ilk davada talep etmediği ancak sigortalısına ödediği anlaşılan zarar miktarı yönünden de yasal halefiyet hakkını kazandığı ve fazlaya ait hakkın saklı tutulması nedeniyle bu ödemeye yönelik dava hakkından vazgeçmediğinin de kabulü gerekmesine göre, mahkemece uyuşmazlığın esasına girilerek tarafların gösterecekleri deliller toplanarak, incelenmek suretiyle ortaya çıkacak sonuç çerçevesinde yapılan ödemenin yerinde olup olmadığının belirlenerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy