(6762 S. K. m. 1299) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları B.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çınar Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.9.2003 tarih ve 2002/197-2003/110 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete kasko sigortalı aracının, bir kazada hasarlandığını, davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek, 3.000.000.000 liranın kaza tarihini takip eden bir hafta sonraki tarihten itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kaza saatinden daha sonra trafik polislerine haber verilmesinin kuşkuya neden olduğunu, talep edilen hasar miktarının fahiş olduğunu, yasal faizin talep edilebileceğini, temerrüt tarihinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkinin ticari mahiyette olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2.640.000.000-liranın kaza tarihini takip eden bir hafta sonraki tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasındaki uyuşmazlık sigorta sözleşmesinden, dolayısıyla sigorta hukukundan kaynaklanmakta olup Sigorta Hukuku TTK.nun 5 nci Kitabında düzenlenmiş olmasına, aynı yasanın 3 ncü maddesinde ise bu yasada düzenlenen hususların ticari işlerden olduğu açıklanmış bulunmasına, 3095 sayılı Yasanın 2/3 nci madde ve fıkrası uyarınca ticari işlerde reeskont oranında gecikme faizi istenebileceğine, ancak 01.01.2000 tarihinden sonra açılan davada davacının reeskont oranında temerrüt faizi isteminde bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesiyle sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin sigortacıdan tazmini istemine ilişkindir.
Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B.3.1 nci maddesine göre sigortacı, hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır. Ekspertiz raporunda belirtildiği üzere hasar, davalı sigorta şirketine 18.07.2002 tarihinde bildirilmiştir. Sigorta eksperi tarafından aynı gün inceleme yapılmış olup, rapor da yine 18.07.2002 tarihinde düzenlenerek davalı şirkete sunulmuştur. Sigortalı araçtaki hasarın belirlenmesi bir incelemeyi gerektirmektedir. Ekspertiz tarafından gerçek zararın tespitinden sonra davalı sigorta şirketinin sigorta teminatını ödeme yükümlülüğünün doğduğunun kabulü ile ekspertiz raporunun düzenlenme tarihinden itibaren davacı yararına temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde temerrüt faizine hükmedilmesi temyiz edenin sıfatı bakımından bozma sebebi yapılmamıştır.
Ancak, dava kısmen reddedilmiş olup, mahkemece kendisini vekile temsil ettiren davalı sigorta yararına hüküm tarihinde yürürlükte olan tarife uyarınca vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken, bu noktada olumlu-olumsuz hüküm tesis edilmemesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı sigorta vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 )numaralı bentte yazılı nedenlerle, davalı sigorta vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy