(6762 S. K. m. 644) (818 S. K. m. 44/2)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Samsun 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.04.2003 tarih ve 2002/1016-2003/422 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Samsun Sanayi Sitesi Şubesi'nden 08.07.1998 tarihli 625.000.000.-TL bedelli çekin istirdadı karşılığı olmak üzere 320.000.000.-TL havale yaptığını, ancak çek alınmadan ödemede bulunulduğunu, havale alıcısının istirdadı istenen çeki takibe koyduğunu, bedeli ikinci kez ödemek zorunda kaldığını iddia ederek, 320.000.000.-TL havale bedelinin havale tarihi olan 14.10.1998 tarihinden işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava değeri itibariyle mahkemenin görevsiz olduğunu, istemin zamanaşımına uğradığını, açılan davada davacının makbuzu ibraz ederek savunmada bulunmadığını, kendisinin kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının çekin istirdadı mukabilinde havale ödemesi yapması gerekirken, bu gereğe uymadığı, çekin yeniden takibe konu edildiği, davacının ödeme yapmak zorunda kaldığı, zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 320.000.000.-TL.nın 14.10.1998 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının, alıcısı elinde bulunan çekin alınması karşılığında ödeme yapılması istemini içeren havalenin, talimata aykırı şekilde ödenmesi sonucu havale alıcısının elinde kalan çekin ikinci defa ödendiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacının, davalı bankanın Samsun Sanayi Sitesi Şubesinden dava dışı İsa B adına 320.000.000.-TL havale gönderdiği, havale talimatında, havale bedelinin alıcısının elinde bulunan 41914 numaralı 625.000.000.-TL bedelli çekin istirdadı mukabilinde ödenmesinin istendiği, ancak ödemenin çek alınmadan yapıldığı, hamili İsa B'ın davacı keşideci ile diğer ciranta aleyhine genel haciz yoluyla takip başlattığı, davacının, davalı bankanın vermiş olduğu makbuzu ve takip alacaklısından almış olduğunu iddia ettiği senetle ödemede bulunduğunu bildirerek aleyhine yapılan icra takibini durdurduğu, daha sonra dava dışı çek hamilinin davacı aleyhine TTK.nun 644 ncü maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme davası açtığı, açılan davanın kabul edilip, davacının temyizi üzerine Dairemizce kararın onandığı, hamilin çek bedelinin tahsil ettiği, bu davada davacının, keşideci davalı sıfatıyla icra takibinde olduğu gibi ödemeye yönelik hiçbir savunmasının bulunmadığı, temyiz dilekçesinde dahi davalı bankadan almış olduğu makbuzu ve davacıdan aldığını iddia ettiği senetten bahsetmediği, ödeme olgusuna değinmediği hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Çekişme, davalının havale talimatına aykırı davranışı sonucu çek bedelinin ikinci kez ödenmesi dolayısıyla kusurlu olup olmadığı, davacının havale bedelini davalıdan isteyip isteyemeyeceği yönlerinde toplanmaktadır. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak, davacı, bahse konu çekten dolayı aleyhine açılan çeke dayalı sebepsiz zenginleşme davasında savunma yapmayarak, elinde bulundurduğu davalı bankadan verilme makbuz ile icra aşamasında ödemeye ilişkin hamilden aldığını öne sürdüğü senedi ibraz etmeyerek ikinci kez ödeme yapmasında tamamen kendisi kusurlu davranmıştır. Her ne kadar davalı bankanın başta havale talimatına aykırı hareket etmiş ise de, bu durumun davacının çeki ikinci kez ödemesine neden olan olayda doğrudan bir etkisi bulunmamaktadır. O halde, mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy