(1163 S. K. m. 23)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kırıkkale Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.03.2004 tarih ve 2000/63-2004/112 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilin davalı kooperatiften 20.06.1997 tarihli yazılı sözleşme ile hisse satın aldığını, bedelinin de bonolar karşılığında ödenip bonoların iade edildiğini, 1997 yılından sonra tüm genel kurullara katılıp üye sıfatı ile oy kullandığını, anılan protokolde borçsuz olarak taşınmaz verilmesinin kararlaştırılmış olmasına rağmen, davalı tarafından taşınmaz verilmeyeceğini hatta davacının üye bile olmadığının belirtildiğini ileri sürerek, müvekkilin üyeliğinin tespiti ile diğer üyelerle kuraya katılarak çıkacak taşınmazın borçsuz olarak adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının üyelik sıfatını davalı adına atılmamış ve yalnızca dönemin kooperatif başkanınca imzalanmış 20.06.1997 tarihli belgeye dayandırdığını, davacının üyeliğe kabule ilişkin yönetim kurulu kararının bulunmadığını, ancak davacının bir kısım olağan kongrelere çağrıldığını, bu halin ona üyelik hakkı vermeyeceğini, sözleşme tarihinde davalı kayıtlarına herhangi bir para girişi olmadığını, davacının dayandığı belgenin imzası bulunanı bağlayacağını, kooperatif üyelerine münhasır daire tahsis edilmesinin yasaya aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının 1.100.000.000-lira peşin bedel karşılığı davalı kooperatiften bir üyelik satın aldığı, 200.000.000-liralık bedelin kooperatif yöneticilerince davalıyı bağlayıcı şekilde davacıdan tahsil edildiği, bakiye bedelin sadece kooperatif başkanının imzası ile tahsil edildiği, 1998 ve 1999 yılı kongrelerine üye sıfatı ile çağrıldığı, halen kooperatifte boş bir dairenin bulunduğu, davacının peşin para ile kooperatif ortağı olduğunun kabulünün hakkaniyet ilkelerine daha uygun olduğu, aksinin davacının büyük zararına yol açacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının davalı kooperatifin sabit ve peşin fiyat ödemeleri ile mali yükümsüz olarak davalı kooperatife üye olduğunun tespitine karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacının davalı kooperatif üyeliğinin tespiti ile kuraya katılarak çıkacak taşınmazın borçsuz olarak adına tescili istemine ilişkindir.
Dairemizin uygulamasına göre, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. madde hükmü uyarınca, ortaklar hak ve yükümlülüklerde eşit konumda olduklarından, yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu, genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunmak zorundadır. Bu nedenle, sabit ve peşin aidat ödemek suretiyle ve ortaklığa alınmadaki bu usule uyulmamışsa, böyle bir ortağın, (devam eden inşaatların finansmanına katılımı için) üyelik aidat yükümlülüğü devam eder. Açıklanan usule uyulmuşsa, ortaklığa alınmadaki bu farklılık, ortaklığa alındıktan sonra üyelik aidatı istenmesini mümkün kılmaz ise de, kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerinden ortağın sorumluluğuna engel değildir. (Dairemizin 16.04.1995 gün ve 2568-2729 sayılı ve 11.05.2000 tarih ve 3437-4066 sayılı ilamları)
Somut olayda, yalnızca davalı kooperatif yönetim kurulu başkanının imzasının taşıyan 20.06.1997 tarihli protokol ile 1.100.000.000- lira bedel karşılığında borçsuz olarak davacıya bir adet taşınmaz verildiği kararlaştırılmış, ancak hiç genel kurul gündeminde davacıya peşin veya sabit fiyatla konut satışı ile ilgili yönetim kuruluna yetki verilmediği gibi bu husus yapılan genel kurulların gündemine alınarak görüşülmediği dosya kapsamı ile sabittir. Diğer yandan, davacının 26.07.1998, 08.11.1998 ve 20.06.1999 tarihli genel kurul toplantılarına bizzat katıldığı hazurun cetvellerinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, davacının hukuki durumu gözetilerek, yalnızca üyeliğinin tespiti ile yetinilmek gerekirken yerinde bulunmayan gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy