11. Hukuk Dairesi 2004/7737 E., 2005/6226 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.04.2004 tarih ve 2003/761 - 2004/392 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline olan borcuna karşılık 30.09.1998 tarih ve 320.000.000 TL bedelli çeki ciro ederek müvekkiline verdiğini, çekin karşılıksız çıkması üzerine başlatılan icra takibinin yenilenmemesi üzerine takibin düştüğünü, düşen takibin yenilenmesi üzerine davalının zamanaşımı def'inde bulunduğunu ileri sürerek, toplam 492.960.000 TL.nın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cirantaya karşı geçerli olan 6 aylık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacı ile aralarında ticari ilişki bulunmadığını, çekin hatır çeki olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, TTK.nun 726. maddesine göre hamilin cirantalarla keşideci ve diğer çek borçlularına karşı haiz olduğu müracaat hakları ibraz süresinin bitiminden itibaren 6 ay geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, dava konusu çekin ibraz tarihinden itibaren 6 aylık zamanaşımı süresinin dolduğu ve kambiyo senedi vasfını yitirdiği, davacının ancak davalı aleyhine alacağını genel hükümlere göre kanıtlaması gerektiği, alacak miktarı itibariyle tanık dinlenilmesine davalı tarafın muvafakat etmediği, hatırlatılmasına rağmen davacı vekilinin yemin teklif etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dışı Hasan tarafından keşide edilen çekin, davalı tarafından borcuna karşılık ciro edilerek müvekkiline verildiğini, çekin karşılıksız çıkması nedeniyle müvekkilince başlatılan icra takibine davalı tarafın oyalaması nedeniyle devam edilmediğini, ancak daha sonra davalının borcunu ödemediğini iddia etmiştir.
Dava dışı Hasan tarafından keşide edilen çekin, davalı Sait tarafından Halim'e, Halim tarafından da davacı Mustafa'ya ciro edildiği anlaşılmaktadır. Davalı 03.12.2003 tarihli cevap dilekçesinde, dava konusu çekin alacaklı davacı için hatır çeki olarak verildiğini, kendisinin de cirosunun alındığının savunmuştur. Çekteki imzasını inkar etmeyen davalı tarafın cevap dilekçesindeki bu beyanı da dikkate alınarak, dava konusu çekin arkasındaki ciro sıralaması itibarıyla ödünç sözleşmesinin ne şekilde gerçekleştirildiği davacı tarafa açıklatılarak, taraflar arasında doğrudan bir ilişki bulunması halinde, çekin bu hali ile yazılı delil başlangıcı sayılacağı ve bu durumda davacı tarafın temel ilişkisini tanık dahil her türlü delille kanıtlayabileceği göz önüne alınarak, delillerin değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.06.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.