(556 S. KHK. m. 66)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.05.2004 tarih ve 2003/453-2004/121 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 31.05.2005 gününde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediğinden tetkikat evrak üzerinde yapılıp karar verildikten, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, O'NEİLL ibareli markanın ABD menşeili O'neill İnc. adına dört farklı şekil ve logo ile Türkiye'de tescilli olduğunu, anılan firma ile müvekkillerinden Joint Services İnt.BV. arasında bu markanın Türkiye dahil çeşitli ülkelerde üretim ve satış haklarını kapsar şekilde lisans sözleşmesi bulunduğunu, marka hakkına vaki her türlü tecavüze karşı yasal yollara başvurma hakkı tanındığını, anılan lisans sözleşmesinin TPE siciline şerh edildiğini, diğer müvekkilinin ise Türkiye distiribütörü olduğunu, 18.03.1999 tarihinde davalıya ait işyerinde O'NEİLL markasının taklidini taşıyan ürünlerin ele geçirildiğini, ceza davası sonucu mahkum olduğunu, markaya tecavüz ve haksız rekabetin gerçekleştiğini, itibarının zedelendiğini, orijinal ürünlerin 25-75 USD arasında satıldığını, 556 sayılı KHK.nin 66 ncı maddesi uyarınca yoksun kalınan kazancın talep edilmesi hakkının doğduğunu ileri sürerek, 600.000.000 TL maddi ve 1.000.000.000 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği 18.03.1999 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, imalatın kendisi tarafından yapılmadığını, tezgahtar olduğunu, merkezi yurt dışında olan şirketin dava açma hakkı bulunmadığını, el konulun malların Recep Kunduracı tarafından getirildiğini, fatura karşılığında satın alındığını, taklit etme fiilinin bulunmadığını, tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın tanınmış markasının taklit edilerek itibarını zedeleyici şekilde kalitesiz ürünlerde kullanıldığı, manevi tazminatın koşullarının oluştuğu, davalının satışa sunmak üzere bulundurduğu 22 adet çantaya el konulduğu, başka çantanın varlığı kanıtlanamadığından maddi tazminat talebinin yerinde görülmediği, zarar ilişkin somut kanıtlar sunulmadığı, davalının satış merkezleri ve hitap edilen müşteri bakımından davacı markasını taşıyan ürünlerin pazarlandığı satış ve ticari ortamda pazarlanmadığı, bu nedenle iltibasa mahal vermediği, 22 çantanın açıklanan koşullarda satışa sunulmasında davacıların kazanç kaybı ve zararının söz konusu olamayacağı gerekçesiyle, maddi tazminat talebinin reddine, 300.000.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, marka hakkına tecavüz dolayısıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda davalının iş yerinde davacıların hak sahibi oldukları markanın taklidini taşıyan ürünlerin ele geçirildiği hususu dosya kapsamıyla sabit olup, esasen davalı ceza dosyasındaki savunmasında uyuşmazlığa konu markayı taşıyan çantaları arkadaşından satın aldığını da kabul etmiştir. Davacılar vekili, manevi tazminatın yanında maddi tazminat da talep etmiştir. Mahkemece, yazılı gerekçeyle maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Ancak, zararın doğması için, mahkemenin kabulünün aksine taklit markayı taşıyan çantaların mutlaka davacıların markasını taşıyan emtiaların pazarlandığı satış ve ticari ortamda piyasaya sunulması şart değildir. Ayrıca, maddi zararın olup olmadığına ilişkin değerlendirme de tam olarak yapılmamıştır. Kural olarak, zarar gören marka sahibi zararını ispat etmek zorundadır.
Davacılar vekili maddi zarar istemini 556 sayılı KHK'nin 66. maddesine dayandırmıştır. Anılan düzenlemede yoksun kalınan kazancın istenme ve hesaplanma usulleri belirtilmiştir. Marka sahibinin elde edeceği muhtemel gelir, tecavüz edenin elde ettiği kazanç veya lisans bedeli, yoksun kalınan kazanç karşılığı olarak düzenlenmiştir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda davacılar vekilinin belirttiği yasal düzenlemede ifade edilen üç usulden hangisine dayandığı açıklattırıldıktan sonra maddi tazminatın tespitinin yapılacağı belirtilmiştir. İstemini açıklaması için kendisine süre verilen davacılar vekili, aynı zamanda bilirkişi raporuna karşı beyanlarını içeren dilekçesinde bu husustaki tercihini tam olarak ifade etmiş değildir. O halde mahkemece, davacılar vekiline 556 sayılı KHK'nin 66. maddesinde yoksun kalınan kazancın belirlenmesine ilişkin usullerden hangisine dayandığını tereddütsüz şekilde açıklattırılması, maddi tazminat bakımından uzman bilirkişi vasıtasıyla incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacılar yararına BOZULMASINA, 3 numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflar gelmediğinden vekalet ücretine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 02.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy