(6762 S. K. m. 312, 381, 385)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.03.2004 tarih ve 2002/718-2004/176 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin toplam %18,75 hisse ile ortağı olduklarını, şirketin 29.3.2002 tarihli genel kurulunda, anasözleşmenin 13. ve 7. maddelerinde değişiklik yapılmak suretiyle, hisse devri halinde tüm ortakların haiz olduğu rüçhan hakkını ortak olmadığı halde yönetim kuruluna seçebilecek kimselere devir edilecek, bir adet hisse bakımından ortadan kaldırıldığını, kararın TTK. nun 385. madde hükmüne aykırı olduğunu, müvekkillerinin genel kurula itiraz ettiğini, alınan kararın azınlık pay sahiplerinin temel haklarına tecavüz olduğunu, genel kurulun pay sahiplerinin kişisel hak ve imkanları konusunda karar veremeyeceğini, anasözleşme ile tesis edilen şahsi ve müktesep hakların genel kurul kararı ile yok edildiğini, bir hissenin devrine ilişkin gözükse de bir hisse ile şirkete ortak olan şahıs mevcut hissedarlar arasına alınacak, daha sonra isteği oranda bu şahsın şirket hissesi alabileceğini, kararın hükümsüz ve doğmamış olduğunu ileri sürerek, 29.3.2002 tarihli genel kurul kararının hükümsüzlüğüne ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıların hisselerini büyük ortaklara yüksek bedelle satabilmek için dava haklarını kötüye kullanarak davalar açtıklarını, davacıların TTK. nun 381. madde hükmü anlamında muhalefet şerhlerinin bulunmadığını, anasözleşmenin 13. maddesinde yapılan değişikliğin müktesep hakkın ihlali niteliğini taşımadığını, anasözleşmenin 7. maddesinde düzenlenen ön alım hakkının müktesep hak olmadığı gibi, esasen bir adet pay devri için önalım hakkının bertaraf edilmesinin ise, müktesep hak ihlali olarak nitelendirilemeyeceğini, seçilen yönetim kurulu üyesi ortak değilse TTK. 312. madde gereğince bir payın anasözleşmenin 7. maddesindeki işlemlere tabi olmaksızın devrinin zorunlu olduğunu, aksi halde, üstün nitelikleri itibariyle bu göreve atanan şahısların bir paya dahi sahip olamayıp görevine başlayamayacaklarını, şirketi bu nitelikteki insanların yönetmesinin mümkün olamayacağını, müktesep hakların mutlak haklar olmadığını, özüne dokunmamak ve dürüstlük kuralları sınırları içinde kalmak kaydıyla tasarruf edilebileceğini, pay oranında kullanılacak rüçhan hakkının bir paya sahip ortak bakımından kullanımının zor olduğunu, savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davanın ekonomik koşullar ve piyasa şartlarının çok hızlı gelişmesi nedeniyle zorunluluk haline gelen nedenlerle genel kurulda alınan kararın davacıların ve diğer hissedarların müktesep haklarına aykırılık teşkil etmediği, hükümsüzlük yada iptali gerektirmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.10 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 09.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy