(1163 S. K. m. 13) (2004 S. K. m. 67, 169/A)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.04.2004 tarih ve 2003/958 - 2004/453 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatif ortağı bulunan davalının 17.07.1999 tarihli genel kurulda kararlaştırılan meblağı ödemediğini, icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazı iptalini ve % 40 icra-inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, istifa tarihinden sonra yapılan genel kurulda alınan kararın bağlamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece dosya kapsamına göre, davalının genel kurul kararından sonra istifa ettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava, davacı kooperatif genel kurulunca karar altına alınan katkı payının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali isteğine ilişkindir.
Davalı vekili müvekkilinin davacı kooperatiften, anılan katkı payının karara bağlandığı 17.07.1999 tarihli genel kuruldan önce gönderdiği 08.07.1999 keşide ve 14.07.1999 tebliğ tarihli noter ihbarnamesi ile istifa ettiğini, dolayısıyla katkı payından dolayı müvekkilinin bir sorumluluğu bulunmadığını savunmuştur.
1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 13 ncü maddesinde ortağın ana sözleşmeye uygun olarak yapacağı isteğe rağmen kooperatifin istifayı kabulden kaçınması halinde ortağın çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirmesi halinde çıkmanın gerçekleşeceği düzenlenmiş olup, davalı kooperatif ana sözleşmesinin 13 ncü maddesinde de bu hükme paralel bir düzenleme yer almıştır.
Ortağın istifa bildirimi, yenilik doğurucu nitelikte olup, kooperatife ulaştığı anda sonuç doğurur. Yukarıda anılan 13 ncü maddenin yazılış biçimi ortağın istifasının kooperatifçe kabulünü gerekli kıldığı izlenimi yaratmakla beraber noter aracılığı ile yapılan bildirime özel önem verilmek suretiyle, noter aracılığı ile yapılan bildirimin kabulünün gerekli bulunmadığı vurgulanmıştır. Bu durumda ortağın yenilik doğurucu nitelikteki istifa iradesini ilk olarak noter vasıtasıyla kooperatife duyurması ortaklıktan çıkmanın gerçekleşmesi için yeterlidir.
O halde, somut olayda istifa iradesini 08.07.1999 tarihli noter ihtarı ile gösteren davalı, ihtarın kooperatife ulaştığı 14.07.1999 tarihi itibariyle ortaklıktan çıkmış sayılmalıdır. Bu durumda, daha sonraki tarihte gerçekleşen genel kurulda alınan katkı payı kararından sorumlu bulunmayıp, hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-) Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
3-) Davacı vekilinin katılma yolu ile yaptığı temyize gelince; HUMK. nun 427/1 nci maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 05.06.2003 olan dava tarihi itibariyle 40 milyon lira olup, aynı Kanunun 427/4 ncü maddesi uyarınca alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını geçmeyen tarafın (temyizi katılma yoluyla temyiz olmamak koşulu ile) temyiz hakkı bulunmamaktadır. Yasanın açık hükmü bu yönde olduğu gibi, Dairemizin 2000-5293 karar, 2001-2558 karar sayılı ilamları ile Doktrin de bu yöndedir. (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 4.Baskı, Ankara-1984, Cilt 4, Sh.3298 ).
Somut olayda, davacı vekili, kısmen reddedilen 8.496.000.-lira toplam alacak bölümü için kararı katılma yolu ile temyiz etmiş olup, kararın bu bölümü, açıklanan nedenle temyizi kabildir.
Ne var ki, bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin diğer, 3 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy