(Eşyaların Karayolundan Uluslar Arası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) m. 23) (2709 S. K. m. 90) (6762 S. K. m. 781)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.12.2003 tarih ve 2002/1380-2003/1286 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından taşıma poliçesi ile sigortalı polietilen emtiasının İran'dan İstanbul'a taşınmak üzere 21.06.2002 davalıya tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini, emtiaların davalı tarafından İran'dan tren ile Van'a getirildikten sonra tırlara yüklenerek Halkalı Gümrüğü'ne getirildiğini, emtiaların varış yerinde tırdan tahliyesi esnasında torbaların dağınık, akarlı ve eksik olduğunun tespit edilerek tutanak tanzim edildiğini, meydana gelen hasar nedeniyle müvekkili tarafından sigortalıya 1.489.704.000 TL ödendiğini ileri sürerek, anılan bedelin davalıdan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu emtiada meydana gelen hasarın ambalaj yetersizliğinden ve istifin düzensiz yapılmasından kaynaklandığını, bu nedenle müvekkili şirkete rücu edilebilme koşullarının gerçekleşmediğini savunarak,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia,savunma,benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı taşıyıcının konişmentoya herhangi bir ihtirazi kayıt koymadığından malların çıkış yerinde noksansız ve hasarsız yüklendiklerinin kabulü gerektiği, TTK'nun 781. maddesi çerçevesinde taşıma süresinde taşıyıcının emtiada meydana gelen hasar ve zarardan sorumlu olduğu, noksanlık ve zararın gönderenin kusurundan, emtianın kendi ayıbından veya ambalaj hatasından meydana geldiğinin davalı tarafından kanıtlanamadığı, buna göre meydana gelen zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, davacıya sigortalı malların taşınması sırasında oluşan hasar ve kayıp nedeniyle sigortalıya ödenen tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkindir. Davacıya sigortalı malların İran'dan Türkiye'ye aktarmalı olarak taşındığı, taşımanın Tebriz-Van arasındaki kısmının tren ile, Van-İstanbul arasındaki kısmının ise tırlarla gerçekleştirildiği, düzenlenen taşıma senetlerinde davalı şirketin taşımayı İran-Türkiye arası tüm mesafe için üstlendiği, hasarın tren ile taşıma sırasında meydana geldiği yönünde dosyada bir kanıt bulunmadığı anlaşılmış olmakla, gerçekleştirilen uluslar arası nitelikte bu taşımanın malların teslim yeri ülkesinin Türkiye bulunmasına ve taşınan malların niteliğine göre taşıma senetlerinde de açıkça yazılı olduğu gibi CMR yani Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyat İçin Mukavele Sözleşmesi hükümlerine tabi olduğu kuşkusuzdur. CMR Konvansiyonu Türkiye tarafından 30.10.1995 tarihinde kabul edilerek, bu tarihte anılan Konvansiyon yürürlüğe girmiştir. T.C. Anayasası'nın 90 ncı maddesinin son fıkrasında usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmaların kanun hükmünde bulunduğunun belirtilmiş olmasına göre, uluslar arası taşımalarda TTK'dan daha sonra yürürlüğe giren ve ülkemiz tarafından onaylanmak suretiyle bir iç hukuk kuralı haline gelen CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu itibarla, davaya konu taşımanın niteliğine göre CMR hükümlerine göre bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken,mahkemece TTK'nun taşımaya ilişkin 781 ve devamı maddeleri uyarınca yapılan değerlendirme sonucuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu nedenle, kararın öncelikle uyuşmazlığın çözümüne esas alınan yasal düzenlemenin doğru olarak tayin edilmemiş bulunması yönünden bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, mümeyyiz davalı vekilinin uyuşmazlığın esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy