(6762 S. K. m. 140, 285)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Isparta Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.03.2003 tarih ve 2003/473-2004/163 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin 28.05.1996 tarihinde yapmış olduğu sermaye artırımı çerçevesinde davalının ferdi işletmesinin tüm aktif ve pasifini GUK.nun 81. maddesi doğrultusunda devir alarak bu artırımın gerçekleştiğini, davalının 2,4,5 nolu parsellerinin satışını yaptığı halde 1 nolu parselin satışının davalının sağlık problemi nedeniyle yapılamadığını, bu parsellerin dava dışı Vakıflar Bankası lehine, 3. kişi ipoteği olarak müvekkilince ipotek edildiğini ve ödeme planı sunulduğunu, ödemelerin devam ettiğini, tapudaki devir işleminin ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip şerhi nedeniyle yapılamadığını, taşınmazın yükümlülükleri ile birlikte devre konu alacağından ipotek alacaklısı yönünden de bir sakınca bulunmadığını, gerçek malik müvekkilinin adına tescilin yapılması gerektiğini ileri sürerek, 1 nolu parselin sermaye arttırımı ve devri nedeniyle müvekkili adına yükümlülükleriyle birlikte tespit ve tesciline, malik görünen davalının bir hakkının kalmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı duruşmada, haciz nedeniyle tapunun devir işlemini yapmadığını, davacı şirket adına tescile bir itirazının olmadığını, davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, tescil şartlarının oluştuğu konusunda bir delil ibraz edilmediği, taraflar istedikten sonra ipotek olsa da satışa engel bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava sermaye arttırımı sonucu davalının taahhüt ettiği taşınmazın davacı adına tespit ve tescili istemine ilişkindir.
TTK.nun 140/2. madde hükmüne göre, böyle bir taahhüt, resmi şekil aranmaksızın geçerlidir. Bu madde ve TTK.nun 285 nci madde hükmü ile ilgili Dairemiz uygulamasına göre, taahhüt edilen taşınmaz mülkiyeti, kendiliğinden ortaklığa geçmemektedir. Böyle bir taahhüt sadece şirkete, tapuya gidilip tescil isteme hakkı vermekte, tapu başvuruyu kabul etmez ya da borçlu ortak tescile yanaşmazsa davacı şirkete ferağa icbar davası açma hakkı vermekte, diğer anlatımla tapu sicilinde devir yapılmadıkça sermaye olarak konulan taşınmaz malın mülkiyeti şirkete geçmemektedir. Taraflar, tapuya gittiklerini ancak, tapu sicilinin, istem yapmadığını bildirdiklerine, davada bu nedenle açıldığına, davalı malik davayı kabul ettiğine, tescile bir itirazı olmadığını açıkça bildirdiğine göre, davacı lehine, davalının, dava konusu taşınmazı sermaye arttırımı nedeniyle taahhüt ettiğinin ve bu davanın çekişmesiz olduğunun kabulü gerekir. Bu itibarla, mahkemenin aksi yöndeki gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Kaldı ki davacının bu yöndeki delillerinin tamamı toplanmadan ve değerlendirilmeden, böyle bir sonuca varan mahkemenin bu gerekçesi somut bir kanıta da dayanmamaktadır. Diğer yandan, celbedilen tapu kaydında dava dışı banka lehine gözüken ipotekler ile birlikte taşınmazın davacı adına tescilinde dava dışı banka yönünden bir sakınca da bulunmamaktadır.
Bu durumda, mahkemece, davacının böyle bir davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu ve taşınmazın davacı adına tespit ve tescili koşullarının oluştuğu kabul edilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy