(1163 S. K. m. 23)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sincan Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.03.2004 tarih ve 2003/555-2004/143 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkilinin sabit ve peşin aidat ödemek suretiyle üye olduklarını, buna rağmen bu tür üyelikler için de 20.04.2003 tarihli genel kurulun 4 ncü madde hükmünde aidat alınmasına karar verildiğini ileri sürerek, bu kararın iptaline talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların bu tür üyeliği alınmasına ilişkin yönetim kurulu kararının, genel kurulda açıkça alınması gereken yetki verilme kararına dayanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacılar ile ilgili yönetim kurulu kararının, 20.01.1995 tarihli genel kurulun verdiği yetkiye dayandığı, iptali istenen kararın bu üyeler için dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, sabit ve peşin aidat ödemek suretiyle üye olduklarını iddia eden davacılardan da aidat alınmasına ilişkin 20.04.2003 tarihli genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Dairemiz'in yerleşik uygulamasına göre, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23 ncü madde hükmü uyarınca, ortaklar hak ve yükümlülüklerde eşit konumda olduklarından, yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu, genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunmak zorundadır. Bu nedenle, sabit ve peşin aidat ödemek suretiyle ortaklığa alınırken bu usule uyulmamışsa, böyle bir ortağın devam eden inşaatların finansmanına katılım için de aidat ödeme yükümlülüğü, her tür üyelik için söz konusu olan genel yönetim ve alt yapı giderlerine ilişkin aidat sorumluluğu yanında devam eder. İptali istenen genel kurul kararındaki aidatın, inşaatların finansmanına katılımına ilişkin olduğu, diğer anlatımla, genel yönetim ve alt yapı giderlerine ilişkin olmadığının kabulü gerekir.
Davacılardan Melek, 10.05.1999 tarihli hisse devir sözleşmesi ile dava dışı Halil'in üyeliğini devralmış ise de, yönetim kurulunun 10.05.1999 tarihinde aldığı 36 nolu karar ile peşin ve sabit aidat ödemek suretiyle üye yapılmış olup, bu karar 25.07.1999 tarihli genel kurulda da onaylanmıştır. Devreden üyenin varsa borçlarının da dikkate alınması sonucu belirlenen sabit fiyat ödenmek suretiyle bu tür üyeliğin, devirden sonra da oluşması esasen mümkündür. Davalı vekilinin aksi yöndeki temyiz itirazları, bu itibarla isabetsizdir.
Diğer davacılar Mahmut, Hüseyin ve Yavuz'un durumuna gelince, 20.01.1995 tarihli genel kurulun 7 nolu kararı ile kooperatif uhdesinde bulunan dairelerden 6'sının kur'aya katılmaması ve daireler arasında tespit edilecek şerefiye farklarını ödenmesi kaydıyla, yönetim kurulunun dilediği kişilere asgari 250.000.000 lira karşılığında satabileceği oy birliği ile kararlaştırılmış ve bu karar kesinleşmiştir. Bu davacılar için yönetim kurulunca alınan 03.06.1996 tarih ve 55 sayılı, 20.10.1995 tarih ve 45 sayılı, 31.07.1996 tarih ve 60 sayılı kararlarda, peşin para ile kur'aya katılmadan, kredi çekilmeden, bir daha aidat istenmeden, sadece şerefiye istenerek üye yapıldığı ve bu kararların o genel kurul kararına dayalı olarak alındığı belirtilmiş, tahsis edilen daireler de kararlarda gösterilmiştir.
Genel kurulda sadece daire sayısı belirtilen 6 dairenin, kooperatifin 10 dairesinden hangisi olduğu, diğer anlatımla genel kurulun, hangi 6 daire için peşin ve sabit aidat ödemek suretiyle üyelik kararı aldığı, bunun tespitinin nasıl yapılacağı taraflar arasındaki çekişmenin özünü oluşturmaktadır. Davalı kooperatif, 30.11.2003 tarihli bir yazıyı dosyaya sunarak, bu tür üyeliğe alınan ve içinde bu üç davacının da bulunduğu 10 kişilik listedeki, neye göre yapıldığı anlaşılmayan sıralamaya göre ilk 6 kişinin, genel kurul kararında kastedilen 6 daire sahibi olarak düşünülebileceğini mahkemeye teklif etmiş ise de, davalı vekili, son beyanlarını içeren 15.03.2004 tarihli dilekçesinde bunun tespitini mahkemeye bırakmış, mahkemece de, bu üç davacıya tahsis edilen dairelerin, genel kurul kararında kastedilen 6 daireden üçü olduğu sonucuna varılmış ise de, bunun gerekçesi yeterince açıklanmamıştır.
Peşin üyeliğe alınan listedeki 10 kişiden sadece üçü bu davayı açtığına, diğerlerinin davacılar ile ilgili yönetim kurulu kararları aleyhine herhangi bir yasal girişimde bulunmamalarına, bu 10 kişinin dairelerin tahsis şekline karşı bir çekişme çıkarmamalarına göre, bu üç davacının durumunu, diğerlerinin benimsediklerinin ve kendi durumlarına razı olduklarının, dolayısıyla, genel kurulda kastedilen 6 daireden üçünün bu davacılara tahsis edilen daireler olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece, davacılardan Melek ve diğerleri için yukarıda açıklanan ayrı ayrı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aynı sonuca yetersiz ve eksik gerekçe ile varılması doğru olmamış ise de, sonucu itibariyle isabetli olan hükmün, bu gerekçelerle onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün açıklanan gerekçelerle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.10 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy