(6762 S. K. m. 1301) (4721 S. K. m. 47) (2709 S. K. m. 123) (1086 S. K. m. 39)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Üsküdar 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.09.2003 tarih ve 2003/322-2003/630 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilinin, TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraflar aleyhine açtığı rücu davası sonucunda davanın kabulüne dair verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan, sigortacının sigortalısına ödediği bedelin zarara sebebiyet veren üçüncü şahıs ile aracın malikinden halefiyet yoluyla rücuan tahsiline ilişkindir.
Kamu tüzel kişileri, görevleri bakımından kamu otoritesini temsil eden tüzel kişiler olup; kanunla ya da kanunun verdiği yetkiye dayanılarak idare tasarrufu ile kurulur ( Anayasa md. 123, MK. 47 ). Taraf ehliyetine de kamu tüzel kişileri sahiptir. Devlet tüzel kişiliğine ( Bakanlıklara ) bağlı ve ayrı tüzel kişiliği bulunmayan genel müdürlüklerin ve kuruluşların ise, taraf ehliyeti yoktur; bunların işlemleri ile ilgili davaların bağlı bulundukları bakanlıklara karşı veya bakanlıklar adına açılmaları gerekir. Buna rağmen, Bakanlıklara bağlı ve ayrı tüzel kişiliği bulunmayan genel müdürlüklere veya kuruluşlara karşı dava açılırsa; dava bu genel müdürlüklerin veya kuruluşların taraf ehliyeti ( tüzel kişiliği ) olmaması nedeniyle reddedilemez. Çünkü, davacının amacı Devlet tüzel kişiliğini ( ilgili bakanlığı ) dava etmektir. Davacı, davasını yanlış kuruluşa yöneltmekle, hasımda değil; temsilci de yanılmış olmaktadır. Bu durumda, yanlışlığın düzeltilerek davaya Bakanlığa karşı devam edilmelidir.
Somut olayda, davacının amacı; haksız fiil sonucu uğranılan zararın tazminini sağlamaktan ibarettir. Ne var ki, değinilen nitelikteki bir iddiayı kapsayan davada husumetin tüzel kişiliği olmayan İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne değil; gerçek hasım olan İçişleri Bakanlığı'na yöneltilmesi gerekmektedir. İçişleri Bakanlığını temsilen hazine vekilinin davayı takip edip yürütmesi nedeniyle İçişleri Bakanlığı'nın davayı benimsediği söylenebilir ise de mahkemece, hükmün tüzel kişiliği bulunmayan İstanbul Emniyet Müdürlüğü aleyhine kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 19.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy