(6762 S. K. m. 1281, 1301) (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.06.2005 tarih ve 2003/133 - 2005/422 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili şirkete Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Sözleşmesi ile sigortalı aracının, alkollü sürücü tarafından sevki sırasında 3 üncü kişinin ölümüne neden olması nedeniyle, ölenin mirasçılarına müvekkilince tazminat ödendiğini, ödenen 6.731.000.000. TL'nın rücuan tahsili için başlatılan takibin davalının haksız itirazı üzerinde durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve alınan bilirkişi raporunda göre; kazanın meydana gelmesinde sürücünün alkollü olmasının büyük etkisinin olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile itirazın 2.524.125.000. TL üzerinden iptaline, icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, ZMSS genel şartlarının 4/d bendi hükmüne göre, herhangi bir sınırdan söz edilmeksizin sigortalının veya sürücüsünün alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından dolayı olayın meydana gelmiş olması halinde, sigortacının sigortalısına rücu edebileceği öngörülmüştür. Dairemizin yerleşik uygulaması uyarınca; sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Böyle bir nedenle, hasarın teminat dışı kaldığının kanıt yükü de TTK. nun 1281 inci madde hükmü uyarınca, sigortacıya düşmektedir. Buna göre, mahkemece, nöroloji uzmanı ve trafik uzmanı bir bilirkişinin de içinde bulunduğu bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, olayın meydana geliş şekli itibariyle kazanın, münhasıran sürücünün aldığı alkolün etkisinden ileri gelip gelmediği tespit ettirilmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekmektedir.
Diğer yandan, olaya ilişkin ceza davası dosyasında Adli Tıp Kurumu'nun düzenlediği raporda davalıya 3/8 oranında kusur verilmiş, buna göre verilen ceza mahkemesi kararı kesinleşmiştir. Ayrıca hükme esas alınan raporda da olayın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiği değil, alkolün kazada birinci derecede etkili olduğundan bahsedilmiştir.
O halde, mahkemece, sürücünün aldığı alkolün kazaya birinci derecede etki ettiğine ilişkin tespitin tek başına uyuşmazlığın çözümüne yetmeyeceği gözetilerek, alkolün münhasır etkisi altında kazanın olup olmadığı üzerinde durulması, bilirkişi kurulundan ek rapor yada yeni bir rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz olan rapora göre, taraflara kusur ithaf edilerek davalının sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy