11. Hukuk Dairesi 2005/10207 E., 2005/9724 K. MUNZAM ZARAR DAVASI ZAMANAŞIMI SÜRESİ
818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 105 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 185 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 442 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada Erzin Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.04.2004 gün ve 2001/4-2004/84 sayılı kararı bozan Daire'nin 17.05.2005 gün ve 2004/7286-2005/5235 sayılı kararı aleyhinde davacı ve karşı davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin alacağı nedeniyle davalı aleyhine açılan dava sonucunda (15.792.040) TL. nın tahsiline karar verildiğini, davanın 15.05.1985 tarihinde açılıp, kararın 02.10.2000 tarihinde kesinleştiğini, söz konusu ilamın takibe konularak alacağın (07.11.2000) tarihinde (154.000.000) TL olarak tahsil edildiğini, dava tarihiyle paranın tahsil tarihi arasında 15 yıldan fazla bir süre geçmesi nedeniyle uğranılan munzam zararın davalıdan tahsilinin gerektiği gerekçesiyle, (52.178.413.104) TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilinin gerektiği gerekçesiyle, (52.178.413.014) TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı davaya cevabında ise, davalı elindeki senetlerin (3) yıllık süre içerisinde icraya konulmadığı gibi, (10) yıllık genel zaman aşımı süresinde de genel takibe geçilmediğinden alacağın zamanaşımına uğradığını, kaldı ki senetlerin teminat senedi olduğunu belirterek karşı davanın reddini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını ve müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, alacağın ihtirazi kayıtsız tahsil edildiğini savunarak davanın reddini istemiş, karşı davada ise (10.000.000.000) TL nin olası karşı davalı (davacı) alacağından takas ve mahsubuna karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüyle (52.178.413.104) TL munzam zararın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, zaman aşımı nedeniyle karşı davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, davalı-karşı davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davalı-karşı davacı yarına bozulmuştur,
Davacı-karşı davalı vekili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava, BK'nun 105 nci maddesi uyarınca açılmış bulunan munzam zararın tahsiline ilişkin olup, Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere munzam zarar borçlunun temerrüdü ile başlayan ve ödenmesi ile sona eren devrede alacaklının faizi aşan zararıdır. Dolayısıyla her gün için temerrütle birlikte faizi aşan bir zararı varsa alacaklı zarara uğramakta ve her gün sonunda muaccel hale gelen bu munzam zarar alacağı yönünden de esas alacaktan bağımsız bir zamanaşımı süresi işlemeye başlamaktadır.
Munzam zarar alacağın asıl borcun ödenmesi ile ödenebilir ve istenebilir hale geleceği ve bu tarihten itibaren ise 10 yıl içerisinde dava açılabileceği, munzam zararın gerçekleştiği süreç bakımından 10 yıllık zaman aşımı süresinin aranmayacağına ilişkin bir düşünce hem munzam zararın muaccel hale geldiği zamana ve hem de BK'nun 105/2 maddesi hükmü karşısında kabul edilemez. Zira söz konusu düzenleme ile hakime esas davaya karar verirken takdiri mümkün olan hallerde munzam zarara da hükmedebilme yetki ve görevi verildiği gibi alacaklının, esas davanın devamı süresince doğan ve eldeki verilerle hesaplanma imkanı olduğunda kuşku duyulmaması gereken munzam zararını esas dava ile HUMK 187/5 ve 45/2 maddeleri hükümlerine göre birleştirilerek görülecek olan bir munzam zarar davası açarak talep etmesini mümkün kıldığının ve anılan yasa hükmünün sadece hakime munzam zararı hüküm altına alma görevi verdiği şeklinde değil de alacaklıya da böyle bir dava açma imkanı verdiği şeklinde yorumlanmasının hem usul hükümlerine ve hem de adaletin çabuklaştırılması ilkesine uygun düşeceğinin ve böylece alacaklının munzam zararın muacceliyeti ile işlemeye başlayan zamanaşımını kesme olanağının bulunduğunun ve o tarihten sonra devam eden munzam zarar varsa bu zarar için yeni bir zaman aşımının söz konusu olacağının kabulü gerekir. Bkz. Domaniç, Faizle Karşılanmayan Zararların Giderilmesini Sağlayan B.K 105 ve Diğer Hükümler, Ankara 1998 sh.79 v.d. Bu yasal düzenleme ve yukarıdaki açıklamalar ışığında munzam zararın esas borcun faiziyle birlikte ödeme tarihine kadar biriken ve ondan sonra istenebilen bir tazminat olduğu yolundaki görüşe de itibar olunamaz. Bu itibarla açıklanan tüm nedenlere ve yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin tüm karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, alınması gereken 22.90 YTL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı yasa ile değiştirilen HUMK.nun 442/3.madde hükmü uyarınca, takdiren 125.00 YTL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 14.10.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy