(2004 S. K. m. 257) (1086 S. K. m. 101, 102, 103)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesince verilen 26.05.2005 tarih ve 2005/175-2005/137 sayılı kararın Yargıtay incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.01.2007 gününde davacı avukatı İlknur Peşken ile davalı avukatı Serkan Sezlev gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, donatana ait geminin A
ten yüklediği yükü davalıya teslim ettiğini, ancak yükteki eksikliğe dayanarak davalının aldığı haksız ihtiyati haciz kararı ile geminin 5 gün süreyle limanda tutulduğunu daha sonra davacı hakkında icra takibinde bulunduğunu, ihtiyati haciz kararına ve icra takibine itiraz edilmesine rağmen davalının kötüniyeti sonucunda geminin bir an önce serbest kalmasını sağlamak amacıyla takip konusu borcu tümüyle karşılayacak tutarda teminat mektubunun verildiğini, gönderen tarafından yükün eksik yüklendiğini, bunu davalının bilmesine rağmen ihtiyati haciz kararı alıp icra takibine giriştiğini, eksik yükün başka bir gemi ile gönderen tarafından davalıya teslim edildiğini ileri sürerek, icra takibinin konusuz kaldığının tespiti ile teminat mektuplarının iadesini, haksız ihtiyati haciz sonucu davacının uğradığı zarardan şimdilik 20.089.69.-USD ve 935.291.823.-TLnin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, yükün konşimentoda belirtilen miktardan eksik olarak teslim edildiğini bu nedenle alınan ihtiyati haciz kararının haksız olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı taşıyanın konşimentoya rağmen emtiayı alıcı davacıya eksik teslim ettiği ve buna bağlı olarak davalının aldığı ihtiyati haciz kararının haksız sayılamayacağı, yükün gönderen tarafından eksik yollanmış olması ve sonradan eksik yükün başka bir gemi ile gönderilmiş olmasının başlangıçta alınan ihtiyati haczin haksızlığı sonucunu doğurmayacağından ihtiyati haciz nedeniyle uğranılan zararın tazminini istenemeyeceği, ihtiyati hacizden sonra icra takibine başlanılması üzerine davacının itirazı ile duran takip için davalının herhangi bir dava yoluna gitmemiş olması karşısında menfi tespit talebinde davacının hukuki yararı bulunmadığı, tavzih yoluyla teminatın iadesi istenmiş ise de, durmuş bulunan takibe göre teminatın iadesinin icra müdürünün işleminin şikayet yoluyla kaldırılması mümkün olduğu halde davacının bu yola gitmediği ve dava dilekçesinde de bu konuda bir talebi de olmadığına göre tavzih konusu yapılan teminat mektubu iadesi konusunda karar ittihazının mümkün olmadığı gerekçesiyle, menfi tespit talebinde hukuki yarar yokluğundan, ihtiyati hacze dayalı tazminat isteminin ise yerinde görülmediğinden reddine, teminatın iadesi istemi hakkında karar ittihazına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Konşimento içeriği emtianın taşıma sonunda konşimentoda yazılı miktardan daha azının davalıya teslim edilmesi üzerine eksiklikten kaynaklanan zararın teminatını oluşturmak üzere ihtiyati haciz kararı alınan davacıya ait geminin seferden alıkonulduğu, daha sonra da haczin teminat mektubu üzerine uygulanarak geminin serbest kaldığı, gemideki yük eksikliğinin ise yükleme yerinden kaynaklandığının belirlenerek başka bir gemi ile davalının eksik yükünün gönderildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
İİK. nun 257. madde de düzenlenen ihtiyati haciz ve HUMK. nun 101-103. maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbirin hangi koşullarda istenip verilebileceği belirtilmiştir. Çoğu kez basit bir yargılama usulüne göre verildiğinden, gerçek hukuki duruma uymaması olasılığı bulunan ihtiyati haciz ve tedbir kararları, uygulandığı takdirde oluşacak zararları karşılamak amacıyla belli bir teminatın yatırılması şartına bağlanabilmesine rağmen, tedbir yada ihtiyati haciz kararı alan tarafın, açtığı dava sonunda haksız çıkması durumunda, kararın uygulanmasından teminatın üzerinde bir miktarda zarar gören kişilerin bu zararlarının, tedbir veya ihtiyati haciz isteyen tarafından tazmin edilmesi gerekmektedir. Tazmin sorumluluğunun doğumu için tedbir veya ihtiyati haciz isteyenin kötü niyetli veya kusurlu olması şart değildir. Burada öngörülen sorumluluk kusursuz sorumluluktur.
Yukarıda açıklandığı gibi, yük eksiği davacının eylemiyle değil, dava dışı gönderenin ve onun sorumluluğundaki veya taşıyan ile ilgisi olmayan setevatörlerin eyleminden kaynaklanmış olması karşısında, davalının aldığı ihtiyati haciz kararının haksız olması ve davacının bu yüzden uğradığı zararının tazmini talebinin değerlendirilmesi gerekir iken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500,00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy