(6762 S. K. m. 381)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03.02.2005 tarih ve 2003/366-2005/51 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.01.2007 gününde davacı avukatı Faruk P. ile davalı avukatı Şahap D. gelip, temyiz dilekçelerinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet S. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin Eti Şirketler Grubu adıyla bilinen dört ana şirketten biri olduğunu, grup şirketlerinden Eti Gıda A.Ş. ve Eti Makine A.Ş. hisselerinin tamamının Kanatlı ailesine ait olduğunu, Eti Gıda A.Ş.'nin ise davalı şirketin %55,70 payına sahip olduğu, şirketin 2002 yılı bilanço ve kar zarar hesabının yasal mevzuat ve genel kabul görmüş muhasebe prensipleri açısından gerçek mali durumu yansıtmadığı, şirketin gider kalemlerinde hatalı işlemler yapıldığını, 2002 yılı içerisinde (2.633.816.038.935.-)TL'nın genel merkez masraf payı adı altında Eti Gıda A.Ş.'ne aktarıldığını, bu durumun haksız bir kar transferi olduğunu, yine davalı hizmet satın alımları ile yaratılan katma değeri bu şirketlere aktarıp, satın almalarını Eti Gıda A.Ş. üzerinden gerçekleştirerek satın alma ile yaratılan toplam (7.261.687.732.118.-)TL. tutarındaki katma değeri, davalı şirket aleyhine Kanatlı ailesinin hisselerinin tamamına sahip olduğu, Eti Gıda adlı şirket lehine yönlendirdiğini, yine 2002 yılında KDV hariç (1.154.146.530.331.-)TL gibi yüksek bir meblağın Eti Markası Kullanma Bedeli olarak Eti Gıda A.Ş.'ne aktarıldığını, yine davalı şirketin kanunen kabul edilmeyen giderler hesabında çeşitli hatalı işlemler yapıldığını, tüm bu işlemlerde davalı şirketten başka bir şirkete kazanç transferi yapıldığını ve/veya davalı şirketin gelirinin ve dolayısıyla müvekkilinin temettüsünün azaltıldığını ileri sürerek, davalı şirketin 24.03.2003 tarihinde yapılan 2002 yılı olağan Genel Kurul Toplantısında alınan, şirketin 2002 yılı bilanço ve kar-zarar hesaplarının onaylanması, şirket yönetim ve denetim kurullarının OYAK temsilcileri hariç ibra edilmesi, 2002 yılı karının dağıtılması, şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin ve şirket sermayesi hisse dağılımına dair ana sözleşme maddelerinin değiştirilmesi konularındaki şirket genel kurul kararlarının TTK.nun 381. maddesi gereğince iptali ile ibra kararlarının kaldırılmasını talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, müvekkili şirket ile Eti Gıda Sanayi Ticaret A.Ş. arasında 25.03.1982 tarih ve 7 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile yapılan anlaşmada, Eti Gıda A.Ş. bünyesinden ücret alan genel merkez personeli masrafları ile Eti Bilgi İşlem Müdürlüğü masraflarının, Eti Gıda A.Ş, Eti Pazarlama A.Ş. ve Tam Gıda A.Ş. arasında 1/3 oranında tahsilinin kararlaştırılıp, uygulamanın 20 yılı aşkın bir süredir itiraza uğramadan devam ettiğini, Eti Gıda A.Ş.'ne yapılan sözleşmeler gereği marka kullanma bedeli ödenmesinin yasal ve normal olduğunu, belge alınamayan harcamaların gider yazılabilme olanağının 233 seri nolu gelir vergisi genel tebliğinde kabul edildiğini ve gerçeği yansıttığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, şirketler grubunda lider şirketin grup içinde hukuk, muhasebe finansman, personel, insan kaynağı, bilgisayar hizmeti vermesi ve bu hizmet karşılığında bedel almasının doğal olduğu, daha önceki yıllara ait uygulamalarda da 1/3 kuralına bağlı kalındığı, hizmetin diğer kuruluşlarca daha ucuza verilebileceği konusunda bir iddiada bulunulmadığı, yıllara göre değerlendirme yapıldığında her yıl çok büyük oranlarda hizmet maliyetinin artmadığının da gözüktüğü, şirket sermayesinin artırılması ve kar payının değerlendirilmesi ile ilgili ana sözleşmede öngörülen kurallara uyulduğu, genel kurul kararlarının iptalini gerektirecek koşulların gerçekleşmediği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı şirket genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekilleri, ortağı oldukları davalı şirketinde içerisinde bulunduğu üç şirketin önemli miktardaki karının, şirket hisselerinin tamamının Kanatlı ailesi fertlerine ait olan Eti Gıda A.Ş.'ne genel merkez katılım payı adı altında ödendiği, bu suretle anılan şirkete ve Kanatlı ailesine kar transferi yapıldığı, müvekkilinin temettüsünün ciddi biçimde azaltıldığını iddia etmişler, davalı ise Eti Şirketler grubu Merkezinin grup hedeflerinin oluşturulmasından başlayarak, temel iş süreçlerinin yönetimi, koordinasyonu ve denetiminin yanı sıra, merkezi satın almaları, yeni ürün araştırma geliştirme (Ar-Ge) çalışmalarını, finansal yönlendirmeleri, bütçe ve maliyet uygulamalarını, yönetim ve bilgi sistemlerinin geliştirilmesini ve uygulanmasını, insan kaynakları yönetimi konularını icra ederek tüm grup şirketlerine hizmet verdiği, böylece gerçekte şirket giderlerinden tasarruf sağlandığı ve bu uygulamanın uzun süredir devam ettiğini savunmuştur.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı şirket tarafından ödenen genel merkez katılım payı ödemelerinin yerindeliği hususunda bir araştırma yapılmadığı görülmektedir. Bilanço yapılırken yasaya, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olmayan giderler ortaklık kazancından indirilebilir, bunların dışında bilançonun pasifinin artırılarak pay sahiplerinin kazanç payı isteme hakları ortadan kaldırılamaz veya azaltılamaz. Açıklamadan da anlaşılacağı üzere, davacı şirketin aldığı hizmet bedelini, uzun süredir uygulanan nispette ödemesinde bir usulsüzlük yok ise de, genel merkez katılım payı ödemelerinde, önceki dönemlerde yapılan ödemelerle 2002 yılında yapılan ödemeler arasında bir oran bulunması halinde 2002 yılı için yapılan ödemenin makul sayılabileceği ve alınan hizmet karşılığı olduğunun davacının kabulünde olduğu varsayılır, yoksa 2002 yılı için önceki dönemlerde yapılan genel merkez katılım payında fahiş bir artış varsa, uzun süreyle bu uygulamaya ses çıkartılmamış olması davacının 2002 yılı ödemesine karşı çıkmasına engel olamaz. Bu durumda mahkemece, davaya konu 2002 yılı genel merkez katılım payı ödemelerinin önceki yıllar ödemeleri ile karşılaştırılarak alınan hizmete göre, makul bir oranın korunmuş olup, olmadığının araştırılması ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, dosyada yeterli veri olmamasına karşın 2002 yılı için bu giderlerin fahiş oranda artmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan davacı vekilinin bu yönlere ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA; 500.00 YTL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy