(6762 S. K. m. 1301) (2004 S. K. m. 50, 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.04.2005 tarih ve 2003/763-2005/181 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının TTK. nun 1301 inci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın kabulüne dair tesis edilen hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortası uyarınca sigorta ettirene ödenen tazminatının zarar sorumlularından rücuen tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının sigortalısına ödeme yaptıktan sonra TTK. nun 1301 inci maddesi hükmü uyarınca hasara neden olduğunu iddia ettiği aracın malik ve sürücüsü olan davalılar aleyhine alacağın rücuen tahsili amacıyla Beyoğlu 3. İcra Müdürlüğü'nde icra takibi başlattığı, davalılar vekilinin borcun esası ile birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz ederek yetkili icra dairelerinin kazanın meydana geldiği Beykoz İcra Müdürlüğü ile müvekkillerinin ikametgahı olan Ümraniye İcra Müdürlüğü olduklarını bildirmiştir. İİK. nun 50 nci maddesi hükmü uyarınca HUMK. nundaki yetki kuralları kıyasen ilamsız icra takiplerinde de uygulanır. Ayrıca, itirazın iptali davasına bakılabilmesi için öncelikle her yönüyle geçerli bir icra takibinin bulunması gereklidir. İcra dairesinin yetkisine itiraz mevcutsa itirazın iptali davasında mahkeme, bu itirazı da değerlendirmek, yetkili icra dairesinde takip yapılıp yapılmadığını, bu yönüyle de geçerli bir icra takibi bulunup bulunmadığını araştırmak zorundadır. Hatta, kendi yetkisine itiraz mevcut olduğu takdirde bile ilk önce icra dairesinin yetkisini inceleyip sonucuna göre bir karar vermek durumundadır. Somut olayda icra takibine konu alacak, esasen trafik kazasından başka bir anlatımla haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Davalılardan birinin ikametgahı yer icra dairesi veya haksız fiilin bulunduğu yer icra dairesi hatta itiraza uğramadığı takdirde her hangi bir yer icra dairesinde de alacaklının takip yapma yönünde seçim hakkı vardır. İcra dairelerinin yetkisine itirazlarda da genel hükümler uygulanacaktır. Mahkemece, yetki itirazının geçersiz olduğu, zira itirazda birden çok yetkili icra dairesi bildirildiği gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. Ancak, yetki itirazında yetkili birden çok icra dairesinin bildirilmiş olması, bu itirazın geçersizliği sonucunu doğurmaz. Bu halde yetkili icra dairelerinden birinde takip yapılmasını seçme hakkı tekrar takip alacaklısına geçer. O halde, davacının yetkisiz icra dairesinde takip yaptığı, davalılar vekilinin süresinde icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği, itirazında bildirmiş olduğu yerlerin davalıların ikametgahı yer ve haksız fiilin meydana geldiği yer icra daireleri bulundukları, yetki itibariyle geçersiz icra takibi bulunduğu dikkate alınıp, bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden iadesine, 06.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy