(CMR. m. 27)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.06.2005 tarih ve 2002/221-2005/326 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı Topaloğlu Uluslararası Taşıma Tic. A.Ş. vekili, müvekkili ile davalı arasında akdedilen taşıma sözleşmesinden doğan bakiye 5.550.Euro taşıma ücretinin davalı tarafından ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla yapılan takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %40 icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı Kalibre Boru San. A.Ş. vekili, taşımalardan birinde taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesinin 17. maddesinde düzenlenen hükme aykırı olarak nakliyenin yapıldığını, hasarın şoföründe katıldığı tutanakla tesbit edildiğini, müvekkilinin bu taşıma nedeniyle mal bedeli olan 8.677,42 Euro'yu davacıya fatura ettiğini, davacının müvekkiline 8.677, 425.550=3.127,42 Euro borçlu olduğunu, ileri sürerek, asıl davanın reddine ve davacı-karşı davalının %40 icra inkar tazminatına mahkumiyetine, karşılık davanın kabulü ile 3.127,42 Euro tutarındaki alacağın ödeme tarihindeki kur üzerinden temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, asıl davanın reddine, davalı-karşı davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karşı davanın kabulüne, 3.127,42 Euro alacağın karşı dava tarihi 16.4.2003 tarihinden itibaren kamu bankalarının verdiği en yüksek mevduat faizi ile birlikte ve ödeme tarihindeki kur üzerinden davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı Topaloğlu Uluslararası Taşıma Tic. A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağı olduğunu, alacağın tahsili amacıyla yapılan takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %40 icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiş, davalı-karşı davalı vekili de, davalının yapmış olduğu bir taşımadan doğan zararın tazminini talep etmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonucu davacı-karşı davalının 5.550 Euro navlun alacağı olduğunun çekişmesiz olduğu, davalı-karşı davacının da 8.677,42 Euro mal hasarından dolayı alacaklı olduğunun tesbit edildiği, her iki alacağın karşılıklı takas ve mahsubu ile talep edilen 3.127,42 Euro'nun davacı-karşı davacıdan tahsili gerektiği belirtilerek, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
İcra takip dosyasına davalı-karşı davacı, borca itiraz edip karşı alacağı olduğunu bildirmiş olması ve yapılan yargılama sonucunda gerçekten de alacaklı olduğu anlaşılması nedeniyle %40 inkar tazminatına mahkum edilmemesi doğru ise de, mahkeme kararında nelerin yazılacağı HUMK.nun 388. maddesinde belirtilmiş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, hüküm fıkrasında asıl ve karşı davadaki taleplerin ayrı ayrı gösterilmek suretiyle taraflara yüklenen alacak ve borçların fer'ileri ile belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Davaya konu taşınan emtia, çeşitli ölçülerde borulardır ve bu emtianın taşıma sırasında aşırı paslanıp su aldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hasarlı emtianın alıcı tarafından kabul edilmediği alıcı Max Baum GmBh firmasının 8.4.2005 tarihli yazısından anlaşılmak ise de, hasarlı emtianın bir hurda değerinin olacağı da açıktır. Ne var ki, davalı-karşı davacı da hasarlı emtianın alıcı tarafından kabul edilmediğini ancak yurtdışından getirtilmesinin yüksek maliyet gerektirdiği için Türkiye'ye getirtilmediğini savunmuştur. Mahkemece, bu savunma üzerine araştırma yapılmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece, öncelikle hasarlı emtianın akıbetinin araştırılarak, emtiaların hurda değerinin olup olmayacağı, malların Türkiye'ye getirilmesinin davalı-karşı davacıya büyük külfet yükleyip yüklemeyeceği konusunda uzman bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre karar vermek gerekirken, bu konuda eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Ayrıca, taraflar arasındaki anlaşma uyarınca yapılan taşımaya CMR Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda, mahkemece yabancı para üzerinden hüküm kurulmuş olması karşısında CMR Konvansiyonu'nun 27. maddesi uyarınca temerrüt faiz oranının yıllık %5'ten fazla olamayacağı gözetilmeden kamu bankalarının verdiği en yüksek mevduat faiz oranı işletilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy