(6762 S. K. m. 1269, 1283, 1290) (2004 S. K. m. 67) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları B.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.07.2005 tarih ve 2003/1177-2005/528 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.01.2007 gününde davacı avukatı Serpil Bayraktaroğlu ile davalı avukatı Semra F.Sönmez gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait yabancı plakalı aracın davalı sigorta şirketine kasko sigorta poliçesi ile 78.608.000.000 TL. bedelle sigortalı olduğunu, aracın yurt dışı gezisi sırasında çalındığını, aracın yabacı olması, Türkiye'de rayiç değerini belirleme olanağı olmadığından Amerika'daki rayiç değeri olan 56.791.680.000 TL.'nin esas alınması gerektiğini belirten davalı şirketin bu bedeli 18.02.2003 tarihinde müvekkiline ödeyip bakiye alacağın ve işlemiş faizin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu yerine getirdiğini, çalındığı tarihte yabancı plakalı olan aracın Türkiye'de alım-satımı yapılmadığını ve bu nedenle 12.09.2002 tarihi itibariyle aracın yurt dışındaki rayiç değeri olan 56.791.680.000 TL.'nin davacı tarafa ödendiğini, faizin olay tarihinden itibaren istenemeyeceğini, alacağın likit olmayıp icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı tarafından TTK. nun 1269. maddesinden yararlanarak 2000 model Audi marka aracın davalı şirkete sigorta ettirildiği, araç fiyat listesinden esinlenerek aracın değerinin davalı şirket tarafından 78.508.000.000 TL. olarak poliçede gösterilmek suretiyle teminat altına alındığı, davaya konu yabancı plakalı ve millileşmemiş aracın sigorta bedelinin Sigorta Reasürans Şirketleri Birliği'nin araç değer listesinde gösterilen 78.608 YTL. üzerinden tespit edilmesinin TTK. nun 1290. madde hükmüne uygun olduğu, kasko sigortası genel şartları ile TTK. nun 1283. maddesine göre aracın hasar tarihindeki gümrüksüz piyasa rayiç değeri üzerinden tazminatın hesaplanacağı, buna göre 64.000 YTL. tazminata esas bedel olacağı gerekçesiyle, 19.821,65 YTL. asıl alacak, 1.483,87 YTL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.305,52 YTL. üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont oranında faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin talep ile icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın çalınması nedeniyle, sigorta alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava konusu araç yabancı plakalı olup, henüz millileştirme işlemlerinin yapılmadığı, davalı tarafından her türlü hasara karşı Sigorta ve Reasürans Şirketler Birliği tarafından yayınlanan fiyat listesindeki 78.608.000.000 TL bedel üzerinden sigorta edildiği ve aracın yurt dışında iken çalındığı taraflar arasında çekişmesizdir.
Davalı vekili, aracın değerinin tespitinde, aracın davacı tarafından satın almasına dair belgelerin esas alınması ve bu belgelerde yazılı değerin Türk Lirası karşılığının davacı tarafa ödenmesi gerektiğini savunmuştur. Davacı taraf ise, poliçede yazılı değerin esas alınması gerektiğini belirtmiştir. Buna göre uyuşmazlık, davacı sigortalının ne kadar sigorta bedeli isteyebileceği noktasında toplanmaktadır. Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın 3.3.1.4. maddesi hükmüne göre aracın çalınması halinde, sigortacının azami sorumluluk haddini geçmemek üzere aracın çalınma günündeki değeri sigortalıya ödenir. Dava konusu uyuşmazlığa Türk Mevzuatı uygulanacağından, aracın riziko tarihindeki Türkiye'deki rayiç değerinin tespiti gerekmektedir. Aracın davacı tarafından yurt dışından satın alınmasına dair davalı tarafın sunduğu deliller, aracın satın alındığı ülkedeki değerine ilişkin olup, itibar edilemez. Keza, Poliçe Genel Şartlarının 3.3.1.4. maddesi hükmü karşısında, aracın rayiç değeri konusunda hiçbir araştırma yapılmadan, Sigorta ve Reasürans Şirketler Birliği tarafından yayınlanan fiyat listesi üzerinden düzenlenen poliçede yazılı değerin sigortalıya ödenmesi de söz konusu olamaz. Hükme esas alınan 23.02.2005 tarihli bilirkişi raporunda, Sigorta ve Reasürans Şirketler Birliği tarafından yayınlanan fiyat listesindeki 78.608.000.000 TL bedel esas alınarak, bu bedelin yaklaşık %25'nin gümrük, alım vergileri, noter ve harç masrafları olarak mahsup edildikten sonra bulunan 59.000.000.000 TL. na, aracın ikamesi için navlun, sigorta ve diğer masraflar olarak 5.000.000.000 TL ilave edilerek, davacıya ödenecek bedelin 64.000.000.000 TL olduğu yönünde görüş beyan edilmiştir.
Öncelikle, davaya konu kasko sigorta poliçesi ile aracın yurt dışında çalınması nedeniyle Türkiye'ye getirilmesi için ödenecek navlun teminat altına alınmamıştır. Sigorta poliçesi ile teminat altına alınan, aracın Türkiye'deki rayiç değeri üzerinden poliçede yazılı rizikolardır. Mahkemece, davaya konu sigorta poliçesi ile sigortalanan davacıya ait aracın çalınma tarihindeki Türkiye'deki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2- Kabule göre ise; Dava, alacağın tahsili istemi ile başlatılan icra takibine itirazın iptali olup, takip talebinde davacı taraf, işlemiş faiz ile birlikte toplam 46.864.320.000 TL. nın takip tarihinden itibaren reeskont oranında faiziyle birlikte tahsilini istemiş, takip tarihinden önceki davalı tarafın 18.02.2003 tarihindeki kısmi ödemesi, öncelikle işlemiş faizden mahsup edilmemiştir. İtirazın iptali davasında takip talebindeki taleple bağlı kalınması gerekirken, davacı talebini aşar şekilde davalı tarafın kısmi ödemesinin öncelikle işlemiş faizden mahsup edilerek takibin devamına karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy