(6762 S. K. m. 1320)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.05.2005 tarih ve 2004/423 - 2005/187 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait eczanenin davalı şirkete sigortalı olduğu dönemde meydana gelen hırsızlık olayı sonucunda 36.000.000.000.-TL bedelli ilaç emtiasının çalındığını, hasarın ödenmesi amacıyla davalıya başvurduklarını, davalının 5.000.000.000.-TL hasar olduğundan bahisle bu miktar parayı ödemek istediğini, gerçek zararının 15.000.000.000.-TL'nın üzerinde olduğunu ileri sürerek, şimdilik 15.000.000.000.-TL'nın temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının olaydan hemen sonra 425 kutu, daha sonradan verdiği talep listesi ile 2.178 kutu ilaç emtiasının çalındığını iddia ettiğini, ekspertiz raporuna göre, davacının sonradan verdiği listede mükerrer talebin olduğunu, raf boşluklarına ve ekspertiz tarafından rapora göre, hasarın 5.525.875.959.-TL olduğunu savunarak, 5.525.000.000.-TL üzerindeki davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, gerekçesi benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bir kısım ilacın çalındığının sabit olduğu, davacının olaydan sonra beyan ettiği mal adedi ile sonradan verdiği liste arasında fahiş fark bulunduğu, sonraki beyanın inandırıcı olmadığı, davacı defterlerinin kapanış tastikinin olmaması nedeniyle bu kayıtlardaki mal mevcuduna itibar edilemeyeceği, geçerli olan kayıtlarla ekspertiz raporundaki zarardan fazlasının ispatlanamadığı, sözleşme gereğince tanıkla ispatın mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.525.875.959.-TL tazminatın temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigortası sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, meydana gelen hırsızlık olayında, zararın nasıl belirleneceği noktasında toplanmaktadır.
Davacı vekili, müvekkilinin zararının, eksper raporunda belirtilen ve yargılama sonunda mahkemece kabul edilen miktardan fazla olduğunu ileri sürmüştür. Hırsızlık rizikosunun gerçekleşmesi halinde sigorta ettiren zarar miktarını ispat etmek zorundadır. Özellikle ticarethanelerde ticari defterler, fatura, irsaliye gibi belgeler ile diğer kanıtlarla bu yükümlülüğünü yerine getirmelidir. Ayrıca, çalınan emtiaların değeri de hırsızlık sigorta poliçe genel şartlarının 15 nci maddesi uyarınca olaydan bir gün evvelki piyasa alımı rayiç değeri esas alınarak belirlenmelidir. Sigorta ettirenin olayın hemen sonrasında işyerinde bulunan mallarının mevcudiyetini mahkemece veya zabıtaca veyahut sigorta şirketine tespit ettirmek gibi bir zorunluluğu bulunmamaktadır.
Somut olayda, olay yerine gelen kolluk kuvvetine davacının beyan ettiği ilaç emtiasına ilişkin liste ile daha sonra davacı ve kalfasının birlikte hazırladığı liste arasında fark vardır. Öte yandan, davacı defterlerini ve faturalarını sunmuştur. Davacının sunduğu faturalar ve çalınan ilaç emtiasına ilişkin hırsızlık sonrasında çekilen fotoğrafların değerlendirilmediği bilirkişi raporunda, davacının mal mevcudunun 121.728.584.616.-TL olduğu, olay sonrasında kolluk kuvvetlerine çalınan mal mevcudunun tam bir doğrulukla bildirilmesinin mümkün olmadığı, davacının çalındığını iddia ettiği bölümde bulunan antibiyotik, tansiyon, vitamin kolesterol, şeker, akne grubu antibiyotikler ve mide grubu ilaçların genel envanter tutarının %25'ini oluşturacağı ve 30.000.000.000.-TL tutarında olduğunun söylenebileceği, ekspertizin olay yeri tespit tutanağına göre hesapladığı ve 5.525.875.959.-TL'nın piyasa rayiçlerine uygun olduğu, davacının kalfası ile tuttuğu envanter kayıtlarına göre belirlenen 26.981.301.248.-TL'nın rayiçlere uygun olduğunu, ancak ne miktar emtianın çalınmış olduğunun net olarak tespit olanağı bulunmadığı belirtilmiştir. Taraf vekilleri bu rapora itiraz etmişlerdir.
Bu durumda, mahkemece, davacının sunduğu faturalar ve dosya içinde bulunan ilaçların konduğu raflara ne kadar ilaç emtiasının sığabileceği yönünden önem kazanan, hırsızlık olayı sonrasında çekilen fotoğraflar incelenmek suretiyle, başka bir bilirkişiden ya da bilirkişi kurulundan önceki bilirkişi raporuna itiraz noktalan üzerinde yeterince duran, çelişkileri giderici ve denetime elverişli yeni bir rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamış ve bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy