(6762 S. K. m. 1301) (2918 S. K. m. 3, 94, 95) (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4, C.4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.03.2005 tarih ve 2004/186-2005/109 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile Zülfikar Portakal adına sigortalı aracın Yusuf Kaya tarafından alkollü olarak 31.05.2000 tarihinde kullanıldığı sırada meydana gelen trafik kazası sonucu karşı araçta bulunan Kemal Karaalp'in yaralanması nedeniyle müvekkili tarafından adı geçene poliçe limiti dahilinde 7.000.000.000.-TL tazminat ödendiğini, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsü olan Yusuf Kaya'nın tamamen kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin ödediği bedeli Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi Genel Şartları'nın 4/d bendine göre rücu etmeye hakkının olduğunu ileri sürerek ödenen 7.000.000.000.-TL'nın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Zülfikar Portakal, kazaya karışan aracı kaza tarihinden önce 06.03.2000 tarihinde noterden yapılan kat'i satış senedi ile sattığını, söz konusu araçla anılan tarihten sonra hiçbir yasal ilişkisinin kalmadığını, kazanın satış işleminden sonra gerçekleşmesi nedeniyle davada sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Yusuf Kaya, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın Yusuf Kaya yönünden kabulüne, olay tarihi olan 31.05.2000 tarihinde aracın Zülfikar Portakal adına kayıtlı olmayıp diğer davalı adına kayıtlı bulunduğundan davalı Zülfikar Portakal hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirkete zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı aracın alkollü olarak kullanıldığı sırada meydana gelen kaza sonucu üçüncü kişiye ödenen tazminatın sigortalı araç maliki ve sürücüsünden rücuan tahsili istemine ilişkindir. Davalı Zülfikar Portakal yaptığı savunmada kazaya karışan aracı kazadan önce 06.03.2000 tarihinde noterden yapılan satım sözleşmesi uyarınca sattığını, kazanın satıştan sonra gerçekleşmesi nedeniyle davada sorumluluğu bulunmadığını bildirmiştir. Dosyaya ibraz edilen noter sözleşmesine göre kazaya karışan araç Zülfikar Portakal tarafından 06.03.2000 tarihinde Yusuf Kaya'ya satılmıştır. Bu durumda anılan davalının kaza tarihinde KTK.nun 3. maddesinde tanımlanan işleten sıfatını taşımadığı hususu açık ise de KTK.nun 95. maddesi, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kendi akidi olan sigorta ettirene başvurabileceğini öngörmektedir. Davanın dayanağını teşkil eden poliçe Zülfikar Portakal tarafından sigortalı (işleten) sıfatı ile 28.03.2000 tarihinde akdedilmiş olmasına göre aracın resmi yoldan satımı tarihinden sonra davalı Zülfikar tarafından düzenlettirilen poliçeye uyarınca açılan davada anılan davalının aracı satması nedeniyle davacıya karşı sorumlu olmadığı yönündeki savunması dayanaksız kalmaktadır. Bu durumda davalı Zülfikar Portakal'ın sigortalı aracın devrine ilişkin işlemi davacı sigorta şirketine 2918 sayılı Yasa'nın 94. maddesi ile ZMSS Poliçesi Genel Şartları'nın 9. maddesi uyarınca ihbar edip etmediğinin araştırılması, ihbarda bulunmadığının belirlenmesi halinde taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sona erdirilmemiş olması nedeniyle davalı Zülfikar Portakal'ın da KTK 95. maddesi uyarınca davacıya karşı sorumlu olduğunun kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile davanın anılan davalı yönünden husumetten reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy