(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08.06.2005 tarih ve 2004/201-2005/182 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkiline J Blok K:2 D:9 adresindeki taşınmazın isabet ettiğini, müvekkilinin ihraç edilmesine rağmen ihraç kararının iptal edilerek belirtilen taşınmazında davacıya isabet ettiğinin tespitine karar verildiğini, bakiye borcun ne miktar olduğu yönündeki çabalardan bir sonuç alınmadığını, bir miktar meblağı kooperatif hesabına yatırdığını, banka geri ödemesinin de ödenmesi halinde faiz talep edilmeyeceğinin kooperatif yönetimince bildirildiğini, kullanmak istenilmesine rağmen banka geri ödemesi konusunda diğer üyelere tanınan seçimlik hakkın davacıya tanınmadığını, kooperatifçe Bankaya ilişkin geri ödemenin 6.494.951.502-TL. olduğunun bildirildiğini, ödenmemesi halinde ihraç edileceğinin ihtar edildiğini, oysa müvekkilinin belirtilen miktarda borcunun bulunmadığını, diğer ortakların tapularının verilmesine rağmen müvekkilinin tapusunun halen verilmediğini, aidat faizi adı altında diğer üyelerden bir paranın talep edilmediğini ileri sürerek, müvekkilinin ihtarnamede belirtilen bedel kadar borçlu olmadığının tespitine, banka geri ödemesine ilişkin seçimlik hakkını kullanmasına izin verilmesine ve belirtilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ihtarname ile talep edilen borçları bulunduğunu, geri ödeme konusundaki istemin yasal dayanağının olmadığını, kooperatif üyelik koşullarını tam olarak yerine getirmesi halinde mülkiyetin tesis edilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davaya konu ve davacıya tahsis edilen bağımsız bölümün mülkiyetinin davacı tarafından iktisap edilebilmesi için davalı kooperatife ortaklıktan doğan tüm borcunu ifa etmesi gerektiği, davacı ortağın kredi geri ödemesi, şerefiye, elektrik ve su bedeli olmak üzere davalı kooperatife toplam 6.978.971.502-TL. borcu olduğu, bu miktarın kooperatife ödenmek üzere davacı tarafından 06.06.2005 tarihinde Banka Şubesine yatırıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu edilen davalı kooperatif adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmaz üzerindeki tüm takyidatlar ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, ihtarnamede belirtilen miktar kadar borçlu olunmadığının tespiti, banka geri ödemesine ilişkin seçimlik hakkının kullanmasına izin verilmesi ve taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, kooperatif tarafından yapılan konutların ortaklar adına tapuya tesciline karar verilebilmesi için, kooperatifte ferdileşmeye geçilmesi ve kooperatifin ferdileştirmeyi sağlamaması, ayrıca ortağın kooperatife bir borcunun bulunmaması gerekmektedir.
Somut olayda, mahkemece, davacı ortağın davalı kooperatife 6.494.951.502-TL. kredi geri ödemesi, 300.000.000-TL. şerefiye ve 184.020.000-TL. elektrik ve su borcu bulunduğu, gerek 2001 yılından itibaren yapılan genel kurullarda gecikme faiz oranının belirlenmemesi, gerekse ödemesini geciktiren ortaklara faizin nasıl uygulandığının belli olmamasından dolayı aidat ve şerefiye bedellerine faiz uygulanamayacağı, yine davalı kooperatifçe yapılan ödemeye ilişkin olarak kredi geri ödemesinin ortaklardan ne şekilde tahsil edileceğinin kararlaştırılmadığı, bu nedenle 6.494.951.502-TL. kredi geri ödemesine faiz uygulanamayacağını belirten serbest mali müşavir olduğu anlaşılan bilirkişi raporu benimsenip hükme dayanak yapılmış olup, alınan bilirkişi raporuna davalı vekilinin itirazı üzerine alınan ek rapor alınmış ise de, ek raporda bazı itiraz noktaları hiç karşılanmadığı gibi, değerlendirilen itiraz noktalarında bildirilen görüş hüküm kurmaya ve bu hükmü denetlemeye elverişli nitelikte değildir.
Zira, bilirkişi tarafından da tespit edildiği üzere, 2000 yılı olağan genel kurul toplantısında, süresinde ödenmeyen aidat ve şerefiye borcundan dolayı %10 gecikme zammı alınması kararlaştırılmış olup, ortakların tümünü ilgilendiren konularda alınan genel kurul kararları tüm ortakları bağlayacağı gibi, sonraki yıllarda yapılan genel kurul kararları ile ortadan kaldırılmadığı veya bir mahkeme kararı ile iptal edilmediği sürece geçerli olup uygulanması olanağına sahip bulunmaktadır.2001, 2002 ve 2003 yılı genel kurullarında yeni bir gecikme zammı ve oranı belirlenmemiş olsa dahi, 2000 yılı olağan genel kurulunda kararlaştırılan gecikme ve zammı oranına ilişkin genel kurul kararının bir mahkeme kararı ile iptal edildiği ya da sonraki genel kurullarda ortadan kaldırıldığı iddia edilip kanıtlanmadığına göre anılan genel kurul kararı hükümlerinin davacı içinde uygulanması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, kooperatifler hukuku alanında uzman başka bir bilirkişi ya da kurulundan davalı vekilinin esaslı, ciddi ve sonuca etkili itirazlarında karşılayan mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli ek rapor alınmak ve sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yetersiz bilirkişinin asıl ve ek raporu hükme dayanak yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
Öte yandan, davacı ortağın hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda belirtilen miktar kadar dahi olsa davalı kooperatife borçlu olduğu anlaşılmasına rağmen, yazılı şekilde hüküm tesis edilerek sonuçta tüm yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulması keza kabul şekli bakımında da doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 20.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy