(818 S. K. m. 362)
Dava: Taraflar arasında görülen davada S. Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.10.2004 tarih ve 2003/1362-2004/402 sayılı kararın Yargıtay' ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete işyeri sigorta poliçesi ile sigortalı işyerinin, 12-13 Ekim 2002 tarihinde yağan yağmur sonucunda, çatısının ve suyun sızması sonucu bilgisayar yazıcılarının hasar gördüğünü, davalının sigortalı işyerinin çatısını 2002 yılı Haziran ayında tamir ettiğini, akıntı, sızıntı ve hasarlara karşı sigortalısına 10 yıllık garanti verdiğini, oluşan hasar bedeli olan 1.861.348.000 TL.'nin müvekkilince sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, anılan meblağın davalıdan temerrüt faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kusurunun olmadığını, garanti taahhütnamesi vermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, tamirat işinin davalı tarafça 2002 yılı Haziran ayında yapıldığının kuşkusuz olduğu, hasarın tamiratta kullanılan malzeme nedeniyle gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davalı ile davacının sigortalısı arasındaki ilişki eser sözleşmesi olup, BK'nun 362 nci maddesi uyarınca, "yapılan şeyin sarahaten veya zımnen kabulünü müteakip, müteahhit her türlü mesuliyetinden beri olur. Ancak müteahhidin kasten sakladığı ve usulü veçhile muayenesinde müşahede edilemeyecek kusurlar hakkında mesuliyet bakidir" hükmü, yine aynı maddenin ikinci fıkrasında, "iş sahibi kanunen tayin olunan muayene ve ihbarı ihmal ederse zımnen kabul edilmiş sayılır" hükmü dikkate alınarak, iş bu davada davalı işin tam yapıldığını ve davacının sigortalısına teslim ettiğini savunmuş olduğu dikkate alınarak, varsa davalının kasten sakladığı kusurun var olup olmadığının araştırılması, davacının sigortalısının işin teslim edilmesi sonrasında imkan bulur bulmaz muayene edip etmediğinin, muayene etmiş ise davalıya ihbar edip etmediğinin araştırılması gerekirken, mahkemece, davalının bu savunması üzerinde yeterince durulmadan, yukarıda belirtilen yasa hükümleri dikkate alınmadan, eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre, sigortalı bu davadan önce fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmadan 425.000.000 TL. bedelli dava açmış ve dolayısı ile bu miktarın fazlasından zımnen feragat etmiştir. Bu durumda, sigortalıya halefiyet ilkesi uyarınca dava açan davacı selefinin isteyebileceğinden daha fazlasını isteyemeyeceğine göre, davacı sigorta şirketi ancak 425.000.000 TL. isteyebilir. Mahkemece, bu husus da dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy