(6762 S. K. m. 274)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.07.2005 tarih ve 2004/637 - 2005/281 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin sahibi olduğu radyo kanalında, konusu suç teşkil eden yayın faaliyetinde bulunulduğunu ileri sürerek, TTK. nun 274/2. maddesi uyarınca davalı şirketin feshini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi; şirket hakkında açılan kamu davasının devam ettiğini ve verilmiş mahkumiyet kararı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, feshi istenen şirketin sahibi olduğu radyo kanalının müdür ve spikeri hakkında yargılama aşamasında Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından beraat karar verilmiş olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirketin feshi istemine ilişkindir.
TTK. nun 274/2. maddesi hükmüne göre, kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya kamu düzenine aykırı işlemler ve faaliyetlerde bulunduğu anlaşılan şirketler aleyhine özel kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca fesih davası açılabilir.
Somut olayda, mahkemece, davaya konu yayın nedeniyle spiker ve şirket temsilcisi hakkında Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/340 Esas, 2005/17 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda, sanıklar hakkında beraat kararı verildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, ceza mahkemesince verilen beraat kararının gerekçesi, sanıkların atılı suçu işlediklerine yönelik mahkumiyetlerine yeter derecede kesin ve inandırıcı delilin elde edilemediği temeline dayanmaktadır.
Kural olarak, hukuk hakimi, ceza hakiminin beraat kararı ile bağlı değildir. Ancak, ceza hakimince verilen beraat kararında suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin kesin olarak delilleriyle tespit edilmesi halinde, bu beraat kararı hukuk hakimini bağlar. Oysa, davaya konu ceza mahkemesi kararında sanıklar hakkında, delil yetersizliğinden dolayı beraat kararı verilmiş olup, bu karar hukuk hakimini bağlamayacağından, mahkemece, delillerin değerlendirilip sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy